İki hafta önce Oksijen gazetesinde San Francisco’daki robot dövüşlerine dair bir haber okudum. İlk bakışta teknolojik bir gösteri gibi sunuluyordu. Fakat benim aklım iki farklı yere takıldı. Robotların acı çekmediğini bilen bir izleyici, zamanla acıya karşı duyarlılığını kaybeder mi? 2.Hamle olasılıklarını kusursuz hesaplayan bir sistem, neden hâlâ eksik görünür ve insan tarafından yönlendirilmeye ihtiyaç duyar…Read more Ringde Olmayan İki Yetkinlik: Empati ve Sezgi
Peki ya Füsun?
“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti”. Okuduğum ilk Orhan Pamuk romanı bu cümle ile başlıyordu. Bir kitap değil ama okuduğum kitaplar, okuma tutkum benim hayatıma yön verdi. Okudukça bazen gerçeklik algımda sapmalar oluştu ve hayatı bir romanmış gibi gördüğüm sekanslarla yaşar oldum. Pamuk da işte o sekanslarda bana en çok dokunan yazar…Read more Peki ya Füsun?
Kork(m)uyorum…
Mevsim kış, vakit akşam, hava kapalı, deniz dalgalı. Gök gürlemiş bir vakit, dökmüş içini ıslatmış caddeleri. Geçmemiş rüzgarın öfkesi, sert esiyor, sallıyor ağaçları, köpürtüyor boğazın girdaplı akıntısını. Hızlı adımlar ulaştırıyor ikisini yan yana iskelenin yüzyıllık binasına. Titrerken soğuktan, başkalarının nefesiyle ısınan bir çatı altı onlar için burası. Herkesi tek tek süzüyor kadın, tanıdık bir yüz…Read more Kork(m)uyorum…
Disiplinler Arası Düşünmek: İK’da Yeni Bir Ufuk Arayışı
Yaklaşık otuz yıl önce üniversiteye kaydolurken, bölümümü tanıtan dosyada yer alan kısa bir ifade dikkatimi çekmişti: “Uluslararası ilişkiler interdisipliner bir bölümdür.” O cümle o gün için belki yalnızca teknik bir tanımdı; fakat geriye dönüp baktığımda, düşünme biçimimi şekillendiren en kalıcı çerçevelerden birine dönüştüğünü söyleyebilirim. Geçen yıllar içinde profesyonel kariyerim insan kaynakları alanında ilerlerken, akademik olarak…Read more Disiplinler Arası Düşünmek: İK’da Yeni Bir Ufuk Arayışı
BUDALA
Sabah saat 5:30’da kapının çalmasına uyandım. Gözlerimi ovuşturarak açtım kapıyı. Karşımda ağlamaktan gözleri kızarmış, omuzları çökmüş halde gördüm onu. İçeri girdi, koltuğa oturdu. Bir bardak su verdim ona. Sonra da bir kahve yaptım hemen. Elleri titreyerek içti suyu. Gitti diyebiliyordu sadece. Titreyen dudaklarından dökülen tek kelime oydu. Gitti. Kime diye soramadım. Biliyordum çünkü böyle olacağını.…Read more BUDALA
Sihirli Aynalar
Fuara giden otobüste ayrı koltuklara oturdu kız ile oğlan. Birbirlerinin yüzüne bile bakmadan ayrıldılar kasabadan. Epey bir vakitte ayrı ayrı dolaştılar fuar alanında. Sonra sözleşmedikleri halde bir çadırın önünde rastlaştılar. Kocaman bir tabelada “SİHİRLİ AYNALAR” yazmaktaydı. Erkek söze girdi hemen; - Eğer içeri girersek güzelliğinden çatlayabilir tüm aynalar Kız susmaya devam etti mahcupça başını öne…Read more Sihirli Aynalar
O Koltukta Bir Başına
Ev gerçekten çok mu büyüktü yoksa benim çocuk bedenime mi o kadar büyük geliyordu o yaşlarda ayırt edemezdim. Şimdilerde geriye baktığımda üç oda bir salon ev büyük sayılsa da saray da değildi sonuçta. Yine de antreden salona açılan iki kanatlı kapının buzlu camlarının ardındaki güçlü aydınlık benim için yeterince ihtişamlı bir davetti. Tek kişilik üzeri…Read more O Koltukta Bir Başına
Denizkızı
Gülümseyerek karşıladı beni. Tedirginliğim belliydi her halimden. Acele etmedi belki de bu yüzden. Bir şey içmek ister misin diye sordu. Su dedim. Tebessümü biraz daha yayıldı yüzüne. Bira da var soğuk ya da sıcak kahve diyerek genişletti seçenekleri. Sırf vazgeçmiş olmamak için ilk tercihimden, su içmekte ısrar ettim. Özgüvenli göstermek istedim kendimi belki de bu…Read more Denizkızı
Ruhun Şenlik Hali.
Sonbaharın başında panayırı beklerdik dört gözle çocukluğumda. Köylü hasadını yapıp mahsulünü satınca büyük bir pazar kurulurdu dört gün boyunca. Pazar kısmı değil de senede bir kez gördüğümüz lunapark ilgimizi çekerdi bizim. Yaş biraz atıp ergenliğe ulaşınca halka tezgahları, langırt masaları, havalı tüfek atışları daha cazip hale gelirdi. Benim küçük dünyamın büyük şenliğinin esasında hiç de…Read more Ruhun Şenlik Hali.
Liberalizmin Millete İhtiyacı Var
Francis Fukuyama Foreign Affairs dergisinde yayımlanan yazısında liberalizim evrensellik iddasından vazgeçmeden ulus devletlerle uzlaşabileceğini, hatta bu uzlaşının zorunlu olduğunu savunuyor. Kişisel görüş ve eleştirilerimi eklemeksizin çevirsini paylaştığım makalenin İngilizce orjinalini linkini de yazının sonunda bulabilirsiniz.