Çirkin Ördek Yavrusu

Bizim mahalleden tanırdım onu, ürkek, içine kapanık biriydi. Gözlüklerinin ardından baktığı dünyayı sanki bir ekrandan izliyordu. Hani televizyonda bir film izlersin ve izlerken kendini o filmdeki bir karakterle özdeşleştirirsin ya, o da hayata öyle bakıyordu. Bir türlü o gözlükleri çıkarıp hayatın içinde hayallerinin peşinden koşmaya cesaret edemiyordu. Ortaokuldaydık sanırım; karneleri alıp eve döndüğümüzde babası askeri…Read more Çirkin Ördek Yavrusu

Black Rod; Törenden Yönetim Felsefesine

Siyaset bilimi alanında akademik çalışmalar yapan bir insan kaynakları profesyoneli olarak olaylara iki şapkayla bakmak kendi açımdan keyifli analizler yapmama yardımcı oluyor. Geçtiğimiz günlerde katıldığım insan kaynakları eğitiminde gördüğüm Black Rod ritüelini araştırmak bu nedenle benim için ufuk açıcı oldu. Önce Black Rod nedir kısaca ondan bahsedeyim. Birleşik Krallık parlamentosunun yılda iki kez sahneye koyduğu…Read more Black Rod; Törenden Yönetim Felsefesine

Çifte Devrimden Dijital Kırılmaya: Hobsbawm Penceresinden Bir Süreklilik Analizi

Eric Hobsbawm külliyatı tarihsel bir okumanın ötesine geçerek günümüzü anlamlandırmaya da rehberlik eden analizler içerir. Tarihin helezonik bir süreklilik içinde akışını bir çok açıdan gözler önüne serer. Hobsbawm’ın metodolojisi, devrimleri sadece tarihsel olaylar silsilesi olarak değil, toplumsal yapıların sarsılması olarak görür. Ancak onun  Marksist bakış açısında ortaya koyduğu tarih okumasının her ne kadar ideolojik bağnazlıktan…Read more Çifte Devrimden Dijital Kırılmaya: Hobsbawm Penceresinden Bir Süreklilik Analizi

Yanılsamanın Anatomisi

Mehmet için hayat, her sabah sekiz yirmi vapurunun demir almasıyla başlayan bilindik ve güvenli ritimden ibaretti. Rotası çizilmiş, durakları belirlenmişti. Nehir ise o sabah rüzgarda saçlarıyla birlikte savrulan moda dergisinin sayfalarını tutmaya çalışırken, Mehmet’in güvertenin dökme demir tırabazanları gibi sağlam ve dirençli hayatına esen poyrazla birlikte düştü. Vapur hareket ettiğinde güvertenin soğuğundan telaşla kaçarak kendini…Read more Yanılsamanın Anatomisi

Ringde Olmayan İki Yetkinlik: Empati ve Sezgi

İki hafta önce Oksijen gazetesinde San Francisco’daki robot dövüşlerine dair bir haber okudum. İlk bakışta teknolojik bir gösteri gibi sunuluyordu. Fakat benim aklım iki farklı yere takıldı. Robotların acı çekmediğini bilen bir izleyici, zamanla acıya karşı duyarlılığını kaybeder mi? 2.Hamle olasılıklarını kusursuz hesaplayan bir sistem, neden hâlâ eksik görünür ve insan tarafından yönlendirilmeye ihtiyaç duyar…Read more Ringde Olmayan İki Yetkinlik: Empati ve Sezgi

Peki ya Füsun?

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti”. Okuduğum ilk Orhan Pamuk romanı bu cümle ile başlıyordu. Bir kitap değil ama okuduğum kitaplar, okuma tutkum benim hayatıma yön verdi. Okudukça bazen gerçeklik algımda sapmalar oluştu ve hayatı bir romanmış gibi gördüğüm sekanslarla yaşar oldum. Pamuk da işte o sekanslarda bana en çok dokunan yazar…Read more Peki ya Füsun?

Kork(m)uyorum…

Mevsim kış, vakit akşam, hava kapalı, deniz dalgalı.  Gök gürlemiş bir vakit, dökmüş içini ıslatmış caddeleri. Geçmemiş rüzgarın öfkesi, sert esiyor, sallıyor ağaçları, köpürtüyor boğazın girdaplı akıntısını. Hızlı adımlar ulaştırıyor ikisini yan yana iskelenin yüzyıllık binasına. Titrerken soğuktan, başkalarının nefesiyle ısınan bir çatı altı onlar için burası. Herkesi tek tek süzüyor kadın, tanıdık bir yüz…Read more Kork(m)uyorum…

Disiplinler Arası Düşünmek: İK’da Yeni Bir Ufuk Arayışı

Yaklaşık otuz yıl önce üniversiteye kaydolurken, bölümümü tanıtan dosyada yer alan kısa bir ifade dikkatimi çekmişti: “Uluslararası ilişkiler interdisipliner bir bölümdür.” O cümle o gün için belki yalnızca teknik bir tanımdı; fakat geriye dönüp baktığımda, düşünme biçimimi şekillendiren en kalıcı çerçevelerden birine dönüştüğünü söyleyebilirim. Geçen yıllar içinde profesyonel kariyerim insan kaynakları alanında ilerlerken, akademik olarak…Read more Disiplinler Arası Düşünmek: İK’da Yeni Bir Ufuk Arayışı

BUDALA

Sabah saat 5:30’da kapının çalmasına uyandım. Gözlerimi ovuşturarak açtım kapıyı. Karşımda ağlamaktan gözleri kızarmış, omuzları çökmüş halde gördüm onu. İçeri girdi, koltuğa oturdu. Bir bardak su verdim ona. Sonra da bir kahve yaptım hemen. Elleri titreyerek içti suyu. Gitti diyebiliyordu sadece. Titreyen dudaklarından dökülen tek kelime oydu. Gitti. Kime diye soramadım. Biliyordum çünkü böyle olacağını.…Read more BUDALA

Sihirli Aynalar

Fuara giden otobüste ayrı koltuklara oturdu kız ile oğlan. Birbirlerinin yüzüne bile bakmadan ayrıldılar kasabadan.  Epey bir vakitte ayrı ayrı dolaştılar fuar alanında. Sonra sözleşmedikleri halde bir çadırın önünde rastlaştılar. Kocaman bir tabelada “SİHİRLİ AYNALAR” yazmaktaydı. Erkek söze girdi hemen;  - Eğer içeri girersek güzelliğinden çatlayabilir tüm aynalar Kız susmaya devam etti mahcupça başını öne…Read more Sihirli Aynalar