İRAN TÜRKİYE OLMAZ

Yıllarca “Türkiye İran olmayacak” ve “Mollalar İran’a “sloganlarını duyduk meydanlarda. Laisizim dozu yüksek halk hareketlerinde “emperyalist” ABD’den daha fazla adı zikredilen ülke konumundaydı İran. Bugünlerde Tahran sokaklarında “İran Türkiye olmayacak” ya da “ Laikler Türkiye’ye “ sloganlarını duyarsak şaşırmamak lazım. Aslında bir kuşak değişimi yaşayan İran’da olan ve olabilecek hiçbir şeye şaşırmamak lazım.

70 milyonu aşkın nufusunun yarısının 1979 Devrimi görmedi, İran – Irak savaşını ya hiç yaşamadı ya da bir çocuk ürkekliği ile izledi, Humeyni gerçek bir şahsiyetten öte efsane olarak yer etti hafızalarında. Büyük Şeytan ABD hep vardı ama efsanenin Küçük Şeytan dediği SSCB sanki kuzey komşuları değildi. Salman Rüşdi adı bekli de çoğuna bir anlam ifade etmiyordu, edenleri ise meczup diye geçiyordu.

1979’da ne internet vardı ne de uydu anteni. Bir Şahları vardı bildikleri bir de onun muhalifleri. Gün geldi Şah devrildi otoriterizmin  boyunduruğu son buldu !!!

Devrimin askerleri bugün orta yaşın üstünde  ya emekli ya da emekliliğin hazırlığında. Kimi için bir huzur arayışıydı devrim, kimin için şaha değil dünyaya başkaldırış. İran’ın , İran’lının ulusal gururuydu yaşadıkları.

Devrimin çocukları bugün bilgisayar başında, gerçekte varolduğundan daha büyük bir dünyayı izliyorlar.  Uydu antenleri batıya dönük yasakları deliyor. Ve bu gençler tıpkı babaları gibi değişim istiyor. Tıpkı babaları gibi değişim için ölüyor.

Kuşaklar değiştikçe değişim arzusu önüne geçilmez bir devinim kazanıyor. Musavi’nin seçimi kazanması halinde dahi dışa vurulamayacak bir rüzgar esiyor. İran’da hiç birşey eskisi gibi olmayacaktır. Hürmüz boğazına demirli gemiyi Musavi limandan çok uzaklaştırmadan gezdirecekti belki. Oysa gelinen noktada kaptan kim olursa olsun gemi çoktan limandan açıldı. Yolcular kaptanını arıyor.

1979’dan bugüne kadar değişmeyen tek şey değişim arzusu. Dünün devrimcileri bugünün muhafazakarları. Ne zaman ki muhafazakarlık hakim konuma gelir o an toplumun damarları kabarır demek sanırım iddalı bir yargı olacak. Ne var ki bugüne kadar yaşananların bende uyandırdığı izlenim aynen bu.  İran kendi modernitesini yaratıyor. Sancılarının büyük olması kaçınılmaz.  Bundan sonra ne İran Türkiye olmaz ama ne Şahın ne de Humeyni’nin İran’ı olur artık..

Yorum bırakın