Vergi Özgürlüğü Günü Kutlu Olsun

Yeni yıldan kısa bir süre sonra İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) açıkladığı  ‘Devlete Çalışıyoruz’ raporuna göre aylık 1500 TL kazanan bir çalışan dolaylı ve doğrudan vergilerle kazancının %53 nü devlete yatırıyor. Bu veriden yola çıkan Liberal Demokrat Parti 14 Temmuz ‘u Türkiye’de “Vergi Özgürlüğü Günü” olarak hesaplamış.  14 Temmuz’a kadar Devletimiz için çalıştık, bu tarihten sonraki kazancımız bize ait ne mutlu bize.  

Vergi Özgürlüğü Günü vatandaşların o yıl ödemeleri gereken yaklaşık vergi tutarına karşılık gelen gelire ulaştıkları günü ifade etmektedir.  Vatandaş o güne kadar devleti için çalışmış ve ödemesi gereken yıllık toplam  tutarı kadar kazanç elde etmiştir.  İlk kez 1948 yılında ABD’li işadamı Dallas Hostetler tarafından yapılan bu hesap, 1971’den itibaren de ABD’de Vergi Vakfı tarafından düzenli olarak sürdürülmektedir. Türkiye’de ilk kez yapılan bu hesaplama dünyadaki diğer uygulamalarından biraz farklı olarak İSMMOB verileri üzerinden gerçekleştirilmiştir.  ABD’de Vergi Vakfı, İngiltere’de Adam Smith Enstitüsü tarafından ise devletin toplam vergi geliri ile milli gelirin oranlanması ile hesaplanmaktadır. Vergi Vakfının bu yıl ki hesaplamalarına göre ABD halkı 9 Nisan itibariyle özgürlüğüne kavuştu.  Avusturalya 22 Nisan’da, Brezilya 27 Mayıs’dan vergiden özgürleşti.  Avrupa Birliği’nde ise vergiden özgürleşmek daha çok zaman alıyor. İngiltere’de 30 Mayıs’da  Belçika’da 8 Haziranda, Hırvatistan’da 16 Haziranda,  Almanya’da 8 Temmuz’da, Fransa’da 16 Temmuz’da İsveç ve Norveç  de ise 30 Temmuz’da. Bu anlamda ülkemiz  AB standartlarına ulaşmış durumda.

2010 yılı bütçesi içerisinde toplam vergi gelirlerinde 18 lik artış beklendiği düşünülürse geçen yıla göre bu sene özgürlüğümüze daha geç kavuştuğumuz anlaşılmaktadır. Aslında tam da kavuştuğumuz söylenemez.  Çünkü bütçe açıkları için borçlanma gerekliliği bu hesaplamaya dahil değil.  Borçlanma gerekliliği bir anlamda ertelenmiş vergidir. Ve devletin borçları içinde çalıştığımız ilave zamanı da eklediğimiz de sanırım vergiden özgürlük gününü yıl sonunda doğru ya da en iyimser tahminle sonbaharda kutluyor olacağız.

Ülkemizde politikacıların her şeyi tartıştığını duymuşsunuzdur da iş vergilere gelince tüm muhalefet fısıltıya dönüşür. Çünkü vergilendirilmiş kazanç kutsaldır bu ülkede. Ne  kadar çok vergi öderseniz o kadar kutsiyet kazanır kazancınız. Onun içindir ki Vergi Özgürlüğü günü bilinmez ama 20 yıldır Mart ayının son haftası Vergi Haftası olarak kutlanır. Bizim vergilerimizle basılan afişler verginin ne kadar iyi bir şey olduğu anlatır sokak duvarlarını.

Oysa ki batıda vergiler bir çok önemli toplumsal hareketin ateşleyicisi olmuştur. 1215 Magna Carta Libertatum ile Kralların vergilendirme yetkisi sınırlandırılmıştır. Buna rağmen 1381 de Wat Tyler isyanı İngiltere’nin en popüler vergi isyanı olarak tarihe geçmiştir. Ne var ki köylüler isyanı olarak  da adlandırılan isyan  İngiltere tarihinin tek vergi isyanı değildir. Bir isyan olmasa da Demir Leydi Thacher’ı görev süresinin bitimine üç yıl kala istifaya sürükleyen “Baş Vergisi” olarak alınan yeni vergi karşısında kamuoyunun tepkisidir. Yine İngiltere’nin Amerika’da kolonilerden vergi almaya çalışması sonucu başlayan isyan hareketi ABD’nin doğuşunu hazırlamıştır. Birleşik Devletlerin bağımsızlık hareketi 1765’de Pul Vergisine karşı başlayan protesto ile başlamıştır.

68 Öğrenci Hareketleri kadar iyi bilinmese de 1953’de Fransa’nın Lot kentinde kırtasiyeci Poujade’nin adıyla anılan Poujede hareketi de tipik bir vergi isyanıdır. Hızla teşkilatlanan hareket esnaf üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi için baskı unsuru olmayı başarmış hatta partileşerek 1956 yılında Fransız parlamentosunda 52 sandalye kazanmıştır.

Tarihimizde en biline vergi isyanı ise Celali isyanıdır. Ancak bu isyanında ekonomik yönünden ziyade dini karakteri ön plana çıkarılmaktadır.

Vergiler nedeniyle dünyanın en pahalı benzinini kullanırız ama elimizden bir şey gelmez maalesef. Cep telefonu faturalarımıza koca koca yazar faturanızın yüzde bilmem kaçı devlete ödenmektedir diye. Zor günlerde devlete sahip çıkmak gerek diyerek konulan geçici deprem vergileri bir bakarız ki kalıcı oluvermiş. Hal böyle olunca da  bir ülkenin en önemli kanunu olan bütçe kanunu ancak mecliste kavga olduğunda dikkatimizi çeker sadece.

Ama yine de “Vergi Özgürlüğü Günün” kutlu olsun Türkiye. Belki kutlayarak popüler hale getirisek bu günü, ne bileyim işyerleri bugün KDV’yi biz ödüyoruz kampanya yapmaya başlarsa ya da televizyonlarda duygusal reklamlar yayımlanırsa,  vergilerin hesabını sormayı da öğreniriz birgün.

 

Not: Bu yazı 11 Temmuz 2010 tarihli Radikal İKİ’de yayımlanmıştır.

Yorum bırakın