Dün gece yine bir üşümeyle uyandım uykumdan.
Önce odada dolandım, bir aşağı bir yukarı.
Sağdan sola üç adımda bir biten döngü.
Odaya sığmadım, evde dolandım sonra. Bir odaya bir salon ilave.
İçimi sıkan beni boğan neydi ?
Mahpus gibiyim benliğimin içinde.
Duvarlar, kapılar, pencereler sarmış özgürlüğümü.
En sağlamından çelik kapı.
Üç kilit üst üste.
Tek tek açıp açıp her birini atıyorum kendimi dışarı.
Sonbaharın sert esintisini hissediyorum.
Biraz dolaşıp ellerim ceplerimde, çöküyorum süs havuzunun yanındaki banka.
Fıskiyelerdeki suya bakıyorum manasızca.
Suyun ardında sitenin duvarları.
Bir ben değilim koca sitenin mahkumu.
Duvarların üstünde dikenli teller gecenin karanlığında belli belirsiz.
Telleri aşıyorum bir çırpıda, canım yanıyor, ellerim kanıyor,
Koca şehrin sokakları boş.
Uzaklardan köpek sesleri ürkütüyor beni.
Özgürlüğü bedeli mi bu korku ?
Çocukluğumda bekçi düdüğü duyulurdu. Devletin nefesini hissederdik ensemizde.
Bu şehir doğup büyüdüğüm küçük kasaba değil.
Bende küçük çocuk değilim.
Binlerce yıl öncesinin surları var etrafında yıkık dökük.
Sur kapılarının yerini OGS gişeleri almış artık.
Eskisi gibi kan olmasa da bir bedeli var bu şehre girişin.
Bir uçakla yükseliyorum, surlarının, duvarların, çatıların üstüne.
Denizi aşıp bir başka noktasına iniyorum dünya denilen kürenin.
Neden geldim, nereye geldim, ne kadar kalacağım, nerede kalacağım…
Bilumum lüzumsuz soru
Kime neyin hesabını veriyorum.
Bilmezler ki “bu dünya benim memleket”
Başka bir ülkede, bilmediğim bir şehre götürüyor beni taksi.
Binalar, yollar, köprüler, insanlar yabancı.
Bir otel odasında yalnızlığımı seyrediyorum cama vuran yansımamda.
Kaybolmak için vuruyorum kendimi yollara,
Kaç hayat geçti acaba bu binada, kaç yabancı arşınladı sokaları,
Ne tanıyorum birini ne de tanıyor biri beni ,
Hiç kimse oluyorum herkes için,
Özgürüm artık diye haykırmak geliyor içimden,
“Kimse” olmazsam eğer esirde olmam hayata diyorum kendime.
Derken de gün batıyor ufukta ,
Seni görüyorum suyun parıltısında,
Hürriyet kaçarken yalnızlığa hapsettiğimi anlıyorum kendimi,
Umut bitmeden kaçarak kurtulamaz insan esaretten,
O umut hasrete dönüşür koşar gelir peşinden,
Dönmeye karar veriyorum,
Bir cinayet işlemek için,
Kendi ülkemde, kendi şehrimde, kendi sitemde, kendi evimde,
Ve savaşım başlıyor kendimle,
Ya umut ölecek bu savaşın sonunda,
Ya da korkular kaybolup gidecek sonsuzlukta,
İkisinden biri olmadan özgürlük haram bana,
……