2010 yılının Şubat ayında dönemin AKPKahramanmaraş milletvekili Avni Doğan Karacasu beldesinde yapılacak Belediye Seçimleri öncesi yaptığı konuşmada “Bu memlekette kimin kızının başı örtülü, hepsini fişlemişler. Kimin çocuğu İmam Hatip’e gidiyor hepsini fişlemişler. Kim muhafazakar, kim Ramazan‘da oruç tutuyor hepsini fişlemişler. Eee şimdi biz onları fişliyoruz. 40 sene onlar bu halka yaptı, inşallah sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu” ifadelerini kullanıyordu. Bu açıklamaları sonrasında parti disiplin kuruluna sevk edilen Doğan 4 ay geçici ihraç cezası almıştı. 2011 seçimlerinde ise aday gösterilmedi.
Yaklaşık dört yıl sonra, Taraf gazetesi Avni Doğan’ın açıklamalarının maksadını aşan açıklamalar olmadığını ortaya koydu. Enteresan olan Doğan açıklamaların da eskiden kendilerini fişleyenleri , fişlediklerini söylemişti oysa belki de bir devlet alışkanlığı olarak geçmişte fişlenen muhafazakarlar AKP iktidarında da fişlenmeye devem etmiş.
Fişleme, fişlenme kelimeleri o kadar çok tekrar edilince anlam karışıyor olayın vahameti gözden kaçıyor olacak ki haberin içeriği değil haberi yapan gazeteci mahkemelik oluyor.
Devlet adıyla anılan mekanizma, direksiyona kim geçerse geçsin benzer refkleslerle hareket ediyor. İlk seçildiği yıllarda iktidar olup muktedir olamamaktan muzdarip AKP, çıraklık, kalfalık, ustalık derken devletin tüm organlarına hakim olmayı başardı anlaşılan. Bilmediklerini öğrendikçe, ortama uyum sağladı hükmedenler sınıfına dahil oldu.
Biz tebaası olarak mahremiyetten mahrum, devlet-i alinin hükmüne tabii “vatandaşlar”dan ibaretiz. Karı koca arasında sır olur devletle vatandaşı arasında sır olmaz. Pardon, daha doğru ifadeyle kadının kocasından gizlisi, vatandaşın da devletinden saklısı olmaz. Değil mi ki bu devlet babamız, döver de severde. Bizim için hayırlı olanı elbette büyüklerimiz bilir. Biz aklımızı yormayalım diye hükümetler bizim yerimize düşünür. Fazla bilgi şişirmesin diye küçük beyinlerimizi bazı şeyleri gizler. Herşeyi bilir kafamız karışırsa bizim devletimize bilmeden biz zarar veririz. O zaman ihanet tuzaklarına düşer dış mihrakların oyuncağı oluruz.
Öyle aciziz ki bizi bizden korur devletimiz. Niyetimizi, düşüncemizi bizden iyi bilir. Sofradaki tuza, ekmekteki una, yapacağımız çocuğa o karar verir. Yaşam tarzımıza karışmak değildir ki bu. Sadece aklımız başımıza gelinceye, olgunlaşıp adam oluncaya kadar baba şefkati ile korur bizi. Uslu çocuklar hep kazanır nasıl olsa.
Sonuçta sanırım ben temiz bir sopayı hakettim. Aklım karışık çünkü. Baba’ya isyan edip evden kaçasım var, Kötü yola düşesim geliyor. Çocukluk olsa gerek yaptığım. Bir gün büyüdüğümde, bende hak veririm belki Devlet babaya. O zamana kadar kara tahtaya adını yazdığınız “sınıfın huzurunu bozanlar” listesine benimde adımı yazın.
Siz büyüdünüz benim dünyam kirlendi. Ben büyüyüp başka dünyaları kirletmek istemiyorum.