Küçük Partinin Büyük Kongresi

Siyaset sahnesinin vazgeçilmez aktörleri siyasi partilerdir” şeklinde bilimsel tınılar taşıyan bir giriş yapabilirim bu yazıya. Ama bu cümledeki bilimsellikten ziyade aktör ifadesi anlatmak istediklerim açısından daha cazip bir kelime. Sıradan vatandaş gibi genel geçer sınıflandırmaya giren herkesin, akşamları haber bültenlerinde izlediklerini sokakta, kahvede, içki masasında, dost sohbetinde, uzun yada kısa otobüs yolculuklarında, iki namazarası  cami avlusunda, orada, burada, şurada konuşmalarıdır  siyasetin en sıradan hali. Hepimizin bir parçası olduğu hikayeleri dışındaymış gibi anlatırız birbirimize. Aktör dediğimiz oyuncuların yaptıkları, yapmadıkları, söyledikleri,  söyler gibi yapıp söylemedikleridir gündemimiz. Gazeteler bir önceki günün özetini yazar, her haber bülteni yeni bir bölümüdür seyreylediğimiz cümbüşün.

Sahne  kalabalık gibi gözükse de, üç beş aktörün birbirinden rol çaldığı bir oyundan ibaret aslında her şey.  Son genel seçimlere baktığımızda meclisteki 4 parti grubu dışındaki partilen oylarının toplamı % 5 bile etmezken iktidar partisinin tek kişilik oyun oynama arzusunu yadırgamamak gerek bu yüzden.

Öte yandan, sahnede kendine yer açmaya çalışan küçük aktörler tam bir varoluş savaşı veriyor bir tarafta. Büyükler Muhteşem Yüzyılı oynarken, küçük partiler Survivor adasında.  İşte o küçük aktörlerin belki de en küçüğü Liberal Demokrat Parti geçtiğimiz Pazar günü 7.Büyük Kongresini gerçekleştirdi Ankara‘da.

Rakamlarsa bütün mesele, aldığı oy onbinde bilmem kaç LDP’nin. İktidar şansı Kaf dağının ardında buradan bakınca. Kimine göre boşa kürek çekmek bu, kimine göre ise bir hayalin peşinde koşmak. Kime göre ne olduğu değil de bir otelin küçük bir salonunda toplanan 100 civarından insana göre ne olduğu önemli kendi hayatlarında.  Eşi dostu dinleseler olacakları yer başka.  Güce tamah etseler ne işleri bu karda kışta Ankara’da. Gazetede küçük bir haber  olmasa dahi , onların hayatının manşeti bu kongre.

Tercihler yaparız hayatımızın her döneminde. Bir tarafta yer alır öbür tarafın hasmı olur kalırız.  Başkalarının tercihlerinin peşinde gitmeyen, birilerinin taraftarı olmaktansa kendi taraflarını belirleyenlerin kaderidir azınlıkta kalmak. Gün gelir öncü olurlar açtıkları yolda. O güne kadar yolunu kaybetmiş şaşkın olarak anılırlar.

Başrolü hak etmeseler de bu şaşkınlar, saygıyı hak ediyorlar sonuna kadar. Sabırla ilerledikleri karlı yollarda bir gün arkalarına baktıklarında kendi ayak izlerini görecekler. İzleri zamanda kaybolan milyonlardan ayrılıp iz bırakanlar arasında yer alacaklar.

Saygıyla alkışlıyorum büyük adamların dünyasında küçük olmaktansa, kendi dünyalarını büyük adamı olmayı seçenleri. 19 yıldır direnen Liberal Demokrat Partiyi ve kendi kaderlerini çizmeye çalışan tüm “küçük partileri”.

Yorum bırakın