Kahraman Leydi Godiva

Devle45 lady godivatlerin, sahip oldukları yasal güç kullanma hakkına dayanarak, ülke sınırları içinde yakaladıkları herkesten doğrudan ya da dolaylı olarak aldıkları haraç, vergiolarak bilinir. Devlet kendisinden beklenen hizmetlerin ötesinde, üzerine vazife olmayan bir yığın konuda yapacağı gereksiz ve pahalı harcamaları finanse edebilmek için ülke tebaası ve hasbel kader o ülkede bulunanların kazançlarına ortak olur. Özetle hepimiz yılın yarıdan çoğunu kendimiz için değil, nefesini her an  ensemizde hissettiğimiz Devlet için çalışırız. Tabii ki bize mahsus bir durum değil bu. Her devlet için aynı şekilde işlemekte bu çark. Ama kimi devletler ya gözleri daha tok olduğundan ya da üzerlerine vazife olmayan işlere bulaşmadıklarından daha az vergiyle yetiniyorlar.

Ülkemizde son yıllarda LDP sayesinde dile getirilen Vergiden Kurtuluş  Günü, o yıl içinde halkın devlet için zorunlu çalışma gününü doldurup artık kendi için çalışmaya başladığı günü ifade eder. ABD‘nin 21 Nisan’da, İngiltere’nin 28 Mayıs’da kutladığı bugünü biz muhtemelen Ramazan Bayramı ile birlikte idrak edeceğiz. Bunun anlamı kibarca biz devletimizi daha çok seviyor onun için daha çok çalışıyoruz, kabaca biz devletimizi doyuramıyoruz.

Bu önemli güne ilişkin bundan birkaç yıl önce Radikal İKİ’de bir yazım yayınlanmıştı. Merak edenler detaylara oradan ulaşabilir. (Vergi Özgürlüğü Günün Kutlu Olsun Türkiye). O yazıda yer almayan bir hikaye ile ön  kutlama yapma niyetindeyim aslında bugün. Vergi isyanlarına ilişkin en romatik hikayeler  Britanya adasından çıkmıştır malum, meşhur Cesur Yürek filmin alt okumasında bile bu isyanın izlerine rastlanır.  Bizim hikayemizde Coventry kentinde geçer bundan bin sene kadar önce.

Adını çoğunuzun bildiği ama belki de hiç tatmadığı Godiva çikolatalarının üzerindeki  kadın figürüne ilham veren Leydi Godiva ile Lord Leofric asıl kahramanlarımız. Gençken iyi kalpli cömert bilinen Lord Leofric yaşlandıkça gaddarlaşan, belki de yüreğinde biriktirdiği tüm acıların intikamını hem Coventry halkından hem de güzeller güzeli eşi şahsında tüm kadınlardan almaya çalışan bir kent soylusu. Mazlumun zamanla  zalimleşmesi, evrim sürecinin bir parçası olduğundan mı nedir, gençliğinde mazbut bilinen Leofric iktidar olunca zalimleşir birden bire .Nedir Leofric’i bu derece kinlendiren hiç bir kaynakta yazmaz. Belki karşılıksız bir aşkın acısı belki de otoriter babanın  anılarda bıraktığı prangaları. Unutmamalı ki kimse doğuştan iyi olmadığı gibi doğuştan kötü de değildir aslında.

Kent onun kenti nasıl olsa kime ne diyebilirsiniz. Ekmeğe de karışır tuza da, dövmeyede karışır  kiliseyede, Yetmez belki de  kaç çocuk yapılacağını bile emreder yeri geldiğinde. Ama hizmette verir kasabalıya. duble yol yok tabii o zamanlar ama kiliseleri bakımlıdır Coventry halkının. Hırzısızı arsızıda pek yoktur zaten kentin. Eh bunun bedeli yüksek vergi oluversin. Lordun sinirli halide çekiliverir sineye hizmet gelirse diye geçiriyorsanız içinizden yanılıyorsunuz. Çünkü ne yaparsa yapsın zalimden memnun olmaz Coventry halkı. Boyunlarının üzerinde dolaştığından Leofric’in kılıcı pek ses çıkaramasalar da içten içe kaynar kasabaları.

İşte böyle bir cadı kazanında birde güzel Leydi vardır hikayeye adını veren. Leydi Godiva. Kim bilir kaç on yaş küçüktür Leofric’den. Oysa kalbi kat be kat büyük eşinden. Halk da sever onu kimi güzelliğinden kimi güzel yüreğinden.

Kocasının karşısında sessizliğin huzuruna saklanmıştır Leydi Godiva. El atından yardım etse de halka, pek konuşmaz kimseyle. Sessiz kalmaya ihtiyacı vardır sanki herdaim huzur bulabilmek için. Ta ki Lord Leofric zaten dayanılmaz olan vergileri daha arttırıncaya değin. Demokrasi yok ya o dönem ondan ötürü herşey Lordun iki dudağının arasında.

Halk kendi içinde söylenedursun, Leydi çıkar Lordun karşısına “Yeter” der. Lord şaşkın bakar Leydi’nin yüzüne. Sonra gülümser sinsice.

– Benim halkımı benden çok mu seviyor asil Leydim

diye sorar küçümseyerek. Leydi suskundur yine.

–  O halde

diye devam eder Lord;

– Her türlü fedakarlığı yaparsın bu halk için değil mi Leydim?

Başını sallar onaylarcasına Leydi Godiva.

–  Onurundan da vazgeçer misin?

dediğinde Leofric,  Leydi anlamaz ne demek istendiğini.

– O çok sevdiğin halkı güzelliğinle ödüllendirirsen eğer kaldırırım yeni vergileri, bir yılda yarı yarıya indiririm herseyi.

Der ve susar  Lord gözlerini Leydi’ye dikerek. Konuşmak zorunda kalır Godiva;

–  Ne demek istiyorsunuz Lordum ?

–  Atının üzerinde kasabayı baştan aşağı çırılçıplak gezerek sergilersen güzelliğini cömertçe kasaba için, ben de aynı cömertliği gösterir vergilerden vazgeçerim.

Leydi şaşar kalır bu ahlaksız teklif karşısında. Salondaki hizmetçiler irkilir. Sessizliğine bürünüp yine, arkasına döner ve kapıya doğru yürür yavaş yavaş. Kapının önünde durur, yüzüne bakmadan Lordun;

–  Bu Pazar akşam üstü atımı hazırlayın

diye emir verir hizmetçisine. Şaşırma sırası Lord’da dır artık.

Bu müthiş olayın haberi Leydi’den önce yayılır Coventry’e. Halk ne yapacağını bilemez Leydi’nin fedakarlığı karşısında.  Ve o Pazar kiliseden sonra herkes evine çekilecek, pencerelerini sıkı sıkıya kapatacak, Leydi’yi kimse utandırmayacaktır bakışlarıyla.

Pazar akşamı gün batımına yakın, beyaz atının üstünde bembeyaz tenine vuran akşam güneşinin ışıklarının aydınlığında kasabaya girer Leydi Godiva. Kasaba sessizlik orucuna başlamıştır aynı anda. Tek bir yaprak kıpırdamaz, tek bir pencere açılmaz.  Tüm gözler kördür (Röntgenci Tom’unkiler dışında)

Godiva’da, Leofric’de sözünde durmuştur. Coventry vergi yükünden kurtulur. Efsane dilden dile , kulaktan kulağa anlatılarak gelir günümüze.  O yüzden bence tüm dünyadaki vergiden kurtuluş günlerinin kahramanıdır Leydi Godiva.

 

 

Not: Godiva’nın hikayesi kurgusal öğeler içerir. Daha bilimsel bir makale için bknzhttp://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=5602.

Yorum bırakın