Geceler yavaş yavaş uzamaya başladı. Soğuk hissettiriyor artık kendini. Bir mum ışığı yetiyor şimdilik hem geceyi aydınlatmaya hem de havayı kırmaya.
Herkesin içinde bir karanlık varsa eğer, o karanlığı aydınlatan bir ışıkta vardır mutlaka. Hayat o ışığın etrafında dönen pervaneler gibi. Işık, sevdadır özünde. Özgürlüğe olan sevdadır, yâre olan sevdadır, tanrıya olan sevdadır, memlekete olan sevdadır ama illaki sevdadır.
Kimi hasret kaldığı özgürlük uğruna, pervanedir o ışığa. Döner döner durur. Kalemine pranga vurulsa dili durmaz azad eder zihnindeki fikrini. Zulm edip kessesler dilini azmedip öğrenir dilsiz alfabesini. Kolu bacağı kırılsa gözleriyle anlatır meramını. Kimse mahpus edemez düşünü, düşüncesini. Özgürlük işgal edilmiş toprakta düşmana verilen mücadeleden ibaret değildir elbette. Esaret, hür ve bağımsız sandığımız anda kendimizi, körleşmiş gözlerimizle göremediğimiz, yasa, emir, adet vs. tuğlalarla örülmüş yüksek duvarların ardına hapsolan benliğimizdir modern devirlerde. Doğrultulan silahların namlusu değildir belki üzerimize, ama toplum ordusunun bakışları, keskin nişancıların gözlerinden daha keskindir, deler geçer.
Kimisi içinse secde ettiği tanrısıdır ışığı. Dertlerin ondan gelirse dermanda ondadır elbette. Koşarak gider korktuğumuz ölüme, vuslat diyerek. Her nefes alışında, her kalp atışında iman eder. Derviş olur yollara düşer lakin cennet değildir menzili cennetin sahibine hamdeder. Kula kulluk etmez asla. Bundandır mazlumluğu, İman edip zulmeden, kula kuluk edendir der nefsine. Kavgası nefsiyledir zaten. Çünkü bir nefsi esir etmeye çalışır kendine onu, birde imanı cilalı bezirganlar. An gelir divane anarlar, devran döner meczup adı takarlar. Göçer gider bu alemden, ardı sıra ağıt yakıp derman sanırlar.
Memleket sevdalıları başka bir kalem. Taşına toprağına değil sadece, havasına suyuna kurban. Fetişleştirmedenvatan kavramını düşmek bu sevdaya güzel elbette. Şehadet şerbetinden yüksünmeyenlerdir bu kalemin erbabı. Düşman çizmesi tahammülü olmayan, yurdunu milletini özünden çok sevenlerdir. Özleri memleketteyken gözleri dışarda olmayanların masum sevdası, hırsa bürünürse bir gün büyük hedeflerin gölgesinde, körelir sevdaları, taşlaşır yürekleri. Kıldan ince bir çizgide geçer ömürler bir yanı mağrur öde yanı mağdur.
Herşey bir yana, bizden gayri ben olan, sen için benden olan, yürek dağlayıp göze mil çeken bir sevda vardır ki yukardakilerin hiçbirine düşmese de insan, ömrü ahirde bir kez mutlaka meftun olur. Işığı o yar olur, ömrü yâre pervane. Sözcüklere raksettirse de bir bakışla dili lâl olur. Boynu bükük kalır sevdada, karanlığı zifir olur. Işık yakar yüreğini, koşar aleve hayran olur. Yanar yanar kül olur. Küllerinden doğar uslanmaz yine hayran olur. Sevdikçe yaşar, yaşadıkça sever, sevdası bittiğinde ömrü, ömrü bittiğinde sevdası viran olur.
Herkesin bir ışığı var karanlığında. Gün biter, gözler kapanır ışık rüyaları aydınlatır. Gün ağarır hayat başlar, canlar ona koşar. Işığa döner pervaneler. Her gün ölür ertesi gün durmaz yine sema eder.