Ecevit’e de “Kına” göndermişler.

ecevit-B48E-E096-143F2000 yılının son ayı. “Eski Türkiye” nin Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit, eşinin önerisini dikkate alır ve “Rahşan Affı” adıyla bilinen “Şartlı Salıverme ve Erteleme Yasası”nı meclisten geçirir. Sonuçta 45 000’e yakın mahkum serbest bırakılır. Hüküm verilmemiş bir çok dosya ertelenir. Öncesinde ve sonrasında kamuoyunda çok tartışılan af yasasını protesto etmek isteyen Liberal Demokrat Parti gençlik kolları Sirkeci Büyük Postanede toplanıp Rahşan hanıma bir kutu kına gönderir.  Olay gazetelere haber olduğuyla kalır.

Temmuz 2014‘de Şehit Aileleri Federasyonu eski Başkanı Mehmet Gencer “çözüm süreci”ni protesto etmek içinBaşbakana bir kilo kına gönderir. Hakkında dava açılır ve 1 yıl hapsi mahkum olur. Cezası 5 yıl ertelenir.

İki örnek arasındaki tek benzerlik kına. Biz ne protesolar gördük oysa. Başbakanlık önüne yazarkasa atıldı, Çankaya yolunda soyunuldu, kürsüye ayakkabı fırlatıldı, yumurta atıldı vesaire vesarie. Eylemler hatırlansa da eylemi yapanın ismi kısa süre sonra unutulur. Eylemci ne kadar anonimse, eylemin muhattabı o kadar bilindiktir.

Muktedir bir makamı işgal ediyorsanız, kamuoyunca bilinen bir sıfatınız varsa böyle sansasyonel eylemler yapmanıza gerek yok. Her sözünün her kanalda yayımlanır, gazetelere haber olur. Ancak muktedirler sınıfına dahil değilseniz sözünüz dost meclislerinin ötesine ulaşmaz. An gelir isyan eder insan hayatın gidişatına. Yeter der sesi duyulsun ister. Kimse tarafından umursanmadığını, derdinin, kederinin anlaşılmadığını düşünür.  Sözlerinin bir işe yaramayacağını bilir ama yine de haykırmak ister. Sineye çekilmez herşey öyle kolay kolay.

Sosyal medya ülkemizde belki de bu yüzden çok tutuldu ve hızla yayıldı. İnsanlar aklından geçenlerini eş dost ortamlarının ötesine taşıma olanağı buldu. Gel gelelim, büyüklerimiz bu mecraya da bir ayar verme hazırlığında. Kitleleri sokağa döküyor diye endişe edilse de kitleleri sokaktan uzak tutan bir araç sosyal medya.

Ne zamanki halkın fısıltılarına birileri kulaklarını tıkar, serzenişin masum haykırışları yüksek rakımlara ulaşmaz ise söz eyleme dönüşür. Ağza fermuar çekilse, ele kelepçe vurulsa yine de bir yol bulunur. Sokağa çıkma, tweet atma,  kına yollama. Sus uslu uslu otur…. İnsan doğası öyle zapdebilir bir şey değil.  Üçünü beşini zapdetseniz bir deli yine aradan sıyrılır.

Marquis de Sade isimli ahlaksız bir deliyi zamanında Fransızlar 29 yıl hapse 13 yılda akıl hastanesine tıkmışlar.  Yine de ıslah edememişler. Deli bu ya durmamış ayıp ayıp şeyler yazmış. Yazma demişler dinlememiş. Kağıt kalemi almışlar elinden. Bu aklı evvel dışkısını, kanını mürekkep, parmağını kalem, çarşafını, hücresini duvarını kağıt yapmış. Ölüp gitmiş, sadizm denen günahkarlıkla adı kalmış yadigar

Şimdi düşünüyorum da, konuşması yazması, sokağa çıkması, bağırması çağırması  engellenen bir deli Sade’nin mürekkebini kullanarak iktidara methiyeler yazsa, bunu da zarfa koyup yollasa ona da dava açılır mı acep ?

Yorum bırakın