İnan Bana

Yaz gecelerinin uzun balkon sohbetleri, sabahlara kadar uzayan yazlık muhabbetleri geride kaldı artık. Havalar iyice teslim olmasa da ayaza gecenin soğuğu ısırmaya başladı hafif hafif.  Benim gibi kış çocuklarının hiç de şikayetçi olmadığı günler bunlar.  Belki inanmazsınız ama kimi geceler uykudan uyanıp eşofmanımın üzerine bir mont alıp yürüyüşlere çıkıyorum hala.

Sabaha karşı gözlerimi açtığımda, tavana bakıp yatakta dönüp durmaktansa zincirlerini koparan bir mahkum gibi atıyorum kendimi yataktan dışarı. 7 adımda kapıdan çıkıyorum. Acelem yok nasıl olsa aheste aheste seyrediyorum menzili belirsiz kısa yolculuklarımda. Yokuş yukarı tırmandığım gecelerin birinde keşfettiğim bir çocuk parkındaki banka tünüyorum. Şehri uyurken  izliyorum sigara dumanının eşliğinde. Yazın kimseler olmazdı  o saate burada ama geçen gece tam dalmışken kendi denizime onun sesi ile korktum biranda.

-Bir sigara versene

Kafanızda kolayca canlandırabileceğiniz saçı sakalı karışmış sıradan bir evsizdi karşımda. Uzattım sigarayı bir şey demeden. O gülümsüyordu bana,

-Ne o korktun mu? Korkma be sadece sigara istedim. Ateşini de verirsin dimi?

Çakmağımı kaptırmamak için ben yaktım sigarasını. Bir nefes çekmeden sordu yine.

-Derdin ne?

-Derdim yok!

-Dertsiz adamın ne işi var bu saatte sokakta.

-Senin derdin ne peki?

-Benim derdim yok.

-Sende sokaktasın bu saatte ama?

-Akıllı adamın derdi olur benim aklım yok ki derdim olsun.

-Aklı olmayan böyle konuşabilir mi?

-Akılsızım dedim, dilsizim demedim ki.

-Maşallah dayı, bu kadar hazır cevap olduğuna göre akılsız olduğuna inanmam senin.

-İnansan ne çıkar?  Birşeyi de bilme be. Sadece inan.

-Tamam tamam inandım delisin.

-Bende bana inandığına inandım..

Güldüm istemsizce. Güldüğümü görünce devam etti sözlerine.

-Bak inanınca yüzü gülüyor insanın. Sorgusuz sualsiz inanmayı öğrenemezsen gülemezsin.  Akıllısın eyvallah bişey demem. Hayatını sürdürmek için akla ihtiyacın var. Ama gecenin bir yarısı darlanıp dışarı çıktığında o aklı evinde bırak.  Farkında değilsin ama zaten bu yüzden çıktın dışarı. İnanacak birşeyler aramaya. Aklını kullanarak çok şey başarırsın, para kazanırsın, okul okursun mal mülk sahibi olursun. Ama sadece aklınla huzuru bulamazsın.  Biri olsun. Sadece bir kişi bile olsa yeter  her dediğine inanacağın. Hesapsız kitapsız, korkusuz güveneceğin. Dünyanın geri kalanı kara dediğinde onun ak demesine inanabileceğin biri. Böyle biri yoksa eksiksindir hayatta kardeşim. Eksik.

-Nerden biliyorsun bunları?

-Ben bir şey bilmiyorum. Bir şey bilmeye de ihtiyacım yok. Ben inandığımı söylüyorum. İster bana inan ister inanma.

-İnandığın insanlar hiç aldatmadımı seni.

-Hem de kaç kez.  Ama ben inanmaktan değil bilmekten vazgeçtim. Aldatıldığımı, kandırıldığımı bilmekten. Gözümle gördüğüme değil bana söylenene inandım. Viran bir kulübeden başka birşeyim yok.  Ama huzurum var.  Üstelik bir kişiye değil herkese inanıyorum artık. Siz aldatıldıkça vazgeçersiniz insanlara güvenmekten bense aldatıldıkça başladım insanlara güvenmeye.

-İnanmanın bedeli bu mu?

-Dedim ya ben bilmem bedel medel.

– Aklı ve inancı dengede tutsak?

– O kadar yetenekliysen yap. Ben denedim. Aklımla  sürdüreyim hayatımı dedim. İnandığım insanları akıl süzgecinden geçirdim. Elalem neyse de  en yakınım dediklerime de akıl vizesi koyacak değildim ya. Herkesin dediğin bir yana onların sözleri bir yana dedim. Dedim demesine de kantarın topuzunu kaçırdım. Senin dediğini başaramadım. Ha aklını bir kefeye inancını bir kefeye koyup başarana  ermiş, başaramayana delirmiş diyorlar haberin olsun

Yine güldürdü beni. Ezan sesi duyuldu bu sırada. Kalktı yanımda eliyle kalk işareti yaptı bana.

-Hadi git seni çağırıyor hoca.  Tanrıyı bilmene gerek yok. Sadece inan, biraz huzur bul . Gün ağarınca aklına yenilip yitireceksin nasıl olsa huzurunu. Son saatini kaçırma bari.

Düşünmeden itaat ettim sadece. Ayağa kalktım camiye yöneldim. O ise ters yöne ilerlemeye başladı. Seslendim ardından

-Sen gelmiyor musun?

Yüzünü dönmeden bana elini kaldırdı;

-Bana farz değil, bana da dua edersin sen.

Yorum bırakın