“Hayat yolumuzun orta yerinde, kendimi karanlık bir ormanda buldum”

dante-beatrice-96F4-5898-8690Hayat yolumuzun orta yerinde, kendimi karanlık bir ormanda buldum” diyor Dante, Cehennem, Araf ve Cennet’i kapsayan yolculuğunu anlattığı İlahi Komedya’da. Otuz beşinci yaşının paskalyasında, bir Cuma günü yol almaya başlar şair Vergilius’la Cehennem ve Araf’a. Ölümsüz aşkı Beatrice’le de Cennet’e.

Zebur’daki dizelerle ölçersek ömrü,

Ömrümüz yetmiş yıl sürüyor,

Bilemedin seksen, oda sağlıklıysak,

En güzel yıllar da zahmetle, kederle geçiyor,

Çabucak bitiyor, uçup gidiyor.

Ve “Yaş otuzbeş yolun yarısı ediyor” Cahit Sıtkı’nın Dante Alighieri’den öğrendiği gibi. Gerçi ne Cahit Sıtkı görebiliyor yetmişini ne de Dante.  Biri 46 yıl geçirmiş dünyada, diğeri 56 yıl. Ama zavallı Beatrice, onlardan da kadersiz. Öğrenemeden  Dante’nin kendisine sevdasını henüz yirmidört yaşında vermiş son nefesini.

Çocukken annesini, gençliğinde babasını yitiren Dante, açamadan hislerini sevdiği kadını da uğurlamış sonsuzluğa. Dokuz yaşında çocuksu saflıkla düştüğü sevdayı 47 yıl taşımış yüreğinde. İlahi aşka evrilmiş bu hissiyat 14 233 mısralık efsanevi bir şiir ile vücut bulmuş. Şiiri ölümsüz kılan şairi midir burada, yoksa şaire ilham veren güzellik mi ? Belki de hiçbiri. Sözleri söyleyenden de, söyleten de bağımsız zamanın heybesinde  taşıdığı hisler sadece ebedi olan.

Bakmayın benim karamsar anlatımıma, komedya o çağlarda sonu mutlu biten hikaye anlamında. “Sen kendi yolundan git; bırak diğerleri konuşsunlar” diyen Dante’nin yolu da sonuçta Cennete ve Beatrice’nin çıkıyor.

Hayat yolunun orta yerine vardığında insan nerde olduğunun farkına varmalı önce. Gün, de gece de bitmez tükenmez neticede. Nöbetleşe yürürler seninle. Gündüz düşleri görür bazen insanoğlu, bazense karabasan kabusları. Hepsi geçip gittiğinde, yalanlardan azade gerçekler kalır sadece. Sis dağılır sırlar kaybolur önce. İşte o yüzleşme anında, “Bir gerçek içindeyim düşten güzel” diyebiliyorsa insan ne büyük bahtiyarlık. Benim durumum biraz karışık konum vermek için hayatta  Yıl bitmeden doğmayı başarmışım. Ben başarmışım da babam biraz daha beklemiş benim doğduğumu kayıtlara geçirmek için. Ondan ötürüdür ki, bir gerçek doğum günüm var benim bir de devlet kayıtlarına geçen sahte doğum günüm.  Doğarken başlamış anlayacağınız devlete muhalefetim. Hal böyle olunca gerçek doğum günümün yanında birde sahtesini taşırım cüzdanımda. Her yaşa iki kez basar, iki kez düşünürüm geçen yaşımı. Geride bıraktığım çocukluğumu .Çocuk gibi korkarım o an, çocuk gibi sevinirim, çocuk gibi hüzünlenirim, çocuk gibi umutlanırım. Çocuk olurum yeni baştan. Bir göz kırpımı kadar zaman. Sonunda bir vapurun güvertesinde bulurum büyümüş olarak kendimi. Kış ayazında bir başıma siyah beyaz düşlere teslim. Rüzgara karşı haykırırım sessiz bir avazla.

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;

Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan

Yorum bırakın