Bu güzel havalarda gidesim tutar.

Bir bahar daha bitti bitiyor. Güneş yazı selamlıyor aheste aheste. Güzel bilinir ya bu havalar. Güzel orhan-veli-21E3-FD00-5361hakikaten. Yine de bir kuşku taşırım her güzele dair. Herkesin bildiği bir hikaye yok mudur bir güzele önce meftun olup aklını zayi eden mecnunları anlatan.  Hele ki garipliğiyle meşhur Orhan Veli “Beni bu güzel havalar mahvetti” demişken.

Hal böyle olunca “güzel” der bir nefes dururum. Derin bir nefes. Güneşin kırık sıcağını hissedip, rüzgarın esintisini içime çekecek kadar. Göğe bakar maviye, ormana bakar yeşile tutulurum. Bir deniz ararım sevdalanmadığım zamanlarda. Sevdaya düşünce yârin gözleri derya deniz nasıl olsa.

Ayaza kalmaz sevdalar da ayrılıklar da. Tomurcuklanan çiçekler gibi gönülde ekseriyetle bu havalarda tomurcuklanıyor gördüğüm. Bir kış atlatsa ömrü uzun olacakda, vakitsiz açan güller misali ilk lodosta dağılıp gidiyor. Yedi veren değilse adı, hazana varmadan hüzün oluyor sonu. Bakıyorum da hercai gönüller bu bahar da yeni sevdalarda.Şaşırmıyorum, ne de olsa  şair söylemiş sırrını;

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

Müsebbibi havalarsa sevdanın, unutkanlığın, tütüne olan bağın, şiire olan hayranlığın ve de ki çekip gitme arzusunun mevsimi geçmeden tatmalı. Hani herşey mevsiminde güzel ya o misal.  Yakabiliyorsa insan yakmalı abayı, yok onu yakamıyorsa  tütün sarıp yakmalı. Dumanını salmalı havaya. Unutup zamanı, sorumlulukları, endişeleri. Unutamıyorsa şiire sığınmalı.  Yazamıyorsa okumalı mısra mısra. O da olmadı alıp başını gitmeli uzaklara. Hiç olmadı küçük kaçamaklarla uzaklaşmalı yelkovan kuşlarının peşi sıra

Gün olur, alır başımı giderim,

Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.

Şu ada senin, bu ada benim,

Yelkovan kuşlarının peşi sıra.

O yelkovan kuşu, fırtına kuşu olarak da bilinir, okyanus kuşu olarak da. 15 yıllık ömürlerinde yalnız üreme dönemlerinde karaya çıkarlar. Yalnız dişisi değil erkeği de kuluçkaya yatar. Tek eşli olmalarının ötesinde bir marifettir bu erkek yelkovan kuşları için. Düşünemiyor musunuz böyle bir sadakat ? Düşünemiyor musunuz böyle birdünya ?

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;

Çiçekler gürültüyle açar;

Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,

Her bir tüylerinde ayrı telaş!…

Martı telaşında yaşarken hayatı, tak edip sonsuz okyanuslara kırmalı dümeni. Vapurun güvertesinde iki yaka arasında gidip gelmenin çok ötesinde denizleri aşmalı.  Korku hep yanı başımızda. Nice fırtınalar atlatsak da bir meltemde yıkılma korkusu engel olur alıp başımızı gitmeye. Oysa;

Gün olur, başıma kadar mavi;

Gün olur başıma kadar güneş;

Gün olur, deli gibi…

Şairin kaptanlığında, şiirin peşi sıra gidiyorum.  Gidiyorum şiir sevmeyenleri bırakıp ardımda.  Dönüp gelecek olsam da aynı limana. Alıp başımı gidiyorum derin bir soluk almaya. Orada başka bir şiir bekliyor beni. Hem kim bilir belki öyle bir havada giderim ki vazgeçmek mümkün olmaz diyorum. Yahut da tam tersi vazgeçer gelirim herşeyden.

Kim bilir…

Yorum bırakın