Şarap vergisi ve vergiden kurtuluş günü

vergi-2659-5D30-1FF7Ha bugün ha yarın derken başladı hükümet görüşmeleri. Her parti bir çizgi çekti kendine kırmızı diye isimlendirdiği. Ama hiç birinin kırmızı çizgisi vatandaşın önüne konulan faturadan geçmiyor.  Malum, devlet aygıtı verdiği(!) hizmetin bedelini vergi ile faturalandırır. Ancak meclisteki partiler ne seçim vaatlerinde ne de seçim sonrası koalisyon koşullarında bu faturayı dile getirmez. Nasıl olsa vatandaş bunu ödemeye razıdır. Eh hal böyle olunca da tüm hesaplar toplanan bu paranın harcanması üzerine yapılır. Asgari ücreti şu kadar yapıp, bu kadar ikramiye verip, şöyle sosyal yardımlar yapacağız diyerek Robin Hood misyonu yüklenir devlete. Yalnız unutmayın ki bizim Robin sadece zenginden değil herkesten alır vergiyi. Sonra keyfince dağıtır kendinin olmayan o parayı.

Vergi kutsaldır ya, kutlu doğum haftası gibi her yıl Şubat ayında Vergi haftası kutlanır bu memlekette. Oysa  ki kutlanması gereken Vergi değil, vergiden kurtuluş günüdür aslında. Yıl boyu çalışıp devlete vergisini ödeyen ortalama vatandaşın, Temmuz’a kadar kazandığı tüm paraya Devlet el koyuyor bir şekilde. Beş sene önce  İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14 Temmuz tarihini hesaplamıştı, devlete değil kendimize çalışmaya başladığımız tarih olarak. LDP’de bu hesaba dayanarak Vergiden Kurtuluş Günü ilan etmişti o günü. O zamandan bu zaman her yıl bir şekilde hatırlatmaya çalışıyorum bugünü.  Bu senede önceki seneler gibi iki satır yazayım istedim konu üzerine.  Hem ramazan ayındayız hem de bazı makamların yaptığı harcamaların haram helal diye sorgulanırken, İbn Haldın’un aktardığı bir hikaye paylaşayım bu vesileyle;

Mukaddimede anlatılan hikayeye göre ; ” Sultan Ebu Said zamanında Fas kadısı olan fakih Ebu Hasan Maliki’ye aylığını almak üzere hazineye konan vergi gelirlerinden birini seçmesi teklif olunmuş. Kadı, başını eğerek bir süre düşündükten sonra bu teklifi getirenlere “maaşım şaraptan alınan vergilerden ödensin”  demiş. Bunun üzerine oradaki dostları gülmekten kendilerini alamamışlar, hayrete düşmüşler ve bunun hikmetini kendisine sormuşlar. O da şöyle demiş. “Gönülsüz verilen tüm vergiler haram olunca, ben ödeyenin gözü arkada kalmayan bir vergi nevinden maaşımın verilmesini tercih edebilirim. Bu da şaraptan alınan vergi olabilir. Zira çok nadir haller müstesna içki alan herkes vicdanen rahat, gönül hoşluğu ile neşeli ve sevinçli bir şekilde onun için para harcar, masrafına üzülmez, gözü arkada kalmaz, canı parasının ardından gitmez.”*

Harama, helale ahkam kesmek haddim değil de, hani Müslüman nesil yetiştirmek isteyenler belki bir hisse kapar bu kıssadan. Meselenin sadece verginin harcanmasında değil, verginin toplanmasında olduğu hatırlarına gelir.

Ben vergi kaçırabilen zümreden değilim. Bordromdan her ay tak kesiliyor vergim. Bilginiz olsun diye söylüyorum, pek de gönüllü değilim bu kesintiden. Yaptığım alışverişte ödediğim ÖTV ve KDV yi de hiç ama hiç gönülden vermiyorum. İster cimri deyin ister pinti. Siz cömert insanlar gibi benden ödüyorum vergimi. Ancak Fas Kadısının deyimiyle, gözüm arkada kalıyor.  Hele ki benim için büyük meblağlar olan o paraya çerez parası diyenler hükmediyorsa içim ayrı sızlıyor.

Şimdilerde koalisyon peşrevi çeken zevata birileri  fısıldayıversin 14 Temmuz vergiden kurtuluş gününü. Söylerken de kişi basına geliri bizimkinin yaklaşık 4 katı olan İngiltere vatandaşlarının bizden bir buçuk ay önce 31 Mayısta vergiden kurtulduğunu da hatırlatsın. Maliye Bakanlığını’da buna göre paylaşsınlar. Kim daha az vergi vaad ediyorsa onu bakan yapsınlar. Gerçi vergi verenin umurundaki mi toplayının umurunda olsun ?

İyi bayramlar Türkiye, bu bayramda tüm harçıklar yine devlete…..

*Mukaddime, İbn Haldun, Dergah yayınları  ikinci cilt s.717)

Yorum bırakın