Geçenlerde sevdiğim bir arkadaşım facebook’unda paylaşmıştı sanırım, “ABD de seçim sonucu ekonomik ve politik olarak dünyayı ilgilendirdiğinden biz de bu seçimlerde oy kullanmalıyız.” mealinde bir cümleyi. Böyle bir olanak olsa, dünyanın geri kalanının seçimlere ABD seçmeninden daha yoğun katılım göstereceği muhtemeldir. Oy veremeyecek olsak da önseçim sürecinin bile yeterince ilgi gördüğü aşikar. Önceki seçimlerden farklı olarak Cumhuriyetçi’lerin Başkan adayı olması beklenen Donald Trump’ın radikal söylemleri ilgiyi arttıran nedenlerin başında geliyor. ABD’deki Trump karşıtlarının yanı sıra gezegenin her köşesinde endişeli modernlerin gözü okyanus ötesinde.
New York Times gazetesinde 3 Haziran’da yayımlanan Eric Posner imzalı makalede “Eğer Trump Başkan seçilirse, neleri yapabilir ya da yapamaz? “ sorusuna cevap aranmış. İlgilenenler aşağıdaki link üzerinden makaleye erişebilir. Benim asıl dikkatimi çeken Trump’ın vaatlerinden ziyade, bir önceki seçimde Obama’nın karşısına Başkan adayı olarak çıkan Senatör John McCain ve Senatodaki Cumhuriyetçilerin lideri konumundaki Senatör McConnell’in sözleri oldu.
Her iki senatör de Anayasanın Trump için bağlayıcı olduğunun altını çiziyor. Devlet kurumlarının, anayasal yükümlülüklerin dışına çıkmak isteyen kişileri zaptedeceğini söylüyorlar. Senatör McCain açık açık “Bizim Kongremiz var, Yüksek Mahkememiz var. Biz Romanya değiliz” diyor. Devamında da, kuvvetler ayrılığı prensibini hatırlatıyor; “Başkan gücünü Kongre ve Yargı ile paylaşır”. Ayrıca “Parti sistemi, basın ve politik geleneklerimiz onu engeller”diyor.
Kontrol ve denge mekanizmalarını doğru kurduğunuzda, gücün yeknesak bir elde toplanmasını engellediğinizde başkanlık sistemi kabus olmaktan çıkıyor. Ancak güçlü bir siyasal geleneğe sahip değilseniz, üstüne üstlük iktidar sahipleri “yasamada bizde, yürütmede bizde, yargıda bizde” şeklinde böbürlenip, “Anayasa ne derse desin” şeklinde ahkam kesiyorsa istediğiniz sisteme ne ad verdiğiniz önemini yitirir. Çünkü istediğiniz sistem değil bir kişiden ibarettir.
Birleşik Devletler uygulaması başta seçim sistemi olmak üzere bir çok noktadan eleştirilebilir. Tüm defolarına rağmen kurgu kimsenin tek başına mutlak güçe sahip olamaması üzerinedir. Bu sayede güç kontrol altında tutulabilmektedir. Meşhur reklamdaki sloganı doğru kabul edersek, “kontrolsüz güç güç değildir”. Cümleyi tersten okuyarak söyleyelim meramımızı “Güç ancak kontrol edildiğinde gerçek manada güç olur”.