Hayallerden Hikayelere …

13119002_10153791413687917_1865119327689380985_nBüyükannem hikayeler anlatırdı bana küçükken. Çok bilinen masallar değildi dilinden dökülenler. İlla ki bir köşesinden değmiş olduğu yaşanmışlıkların edebiyatını paylaşırdı benimle. Büyülenmiş gibi dinlerken onu, özenle seçtiği sözcüklere arasına salıncak kurar, hayalle gerçek arasında sallanırdım aheste aheste. Kapanırken göz kapaklarım, düşler alemine doğru açılırdı yolum.

Gündüz uykularını geride bıraktığım çocuk yaşlarımda, gündüz düşleri ile tanıştım aynı zamanda. Kahramanı olduğum bir hayal perdesi canlanırdı gözlerimin önünde. En imkansızlar mümkün olurdu bu dünyada. Uçabilirdim mesela göklerde. Balık gibi yüzebilirdim en derinlerde her türlü hayvanın dilini çözebilirdim kendimce. Yegane gerçeklik bendim ne de olsa. Kimsenin bilmediği, bilmediği için de bozamadığı hayallerimle yaşadım ömrümün ilk yıllarında.

Büyüdükçe ben, hayallerimde yer yüzünün gerçeği ile karşılamaya başladı. Hayallerim, kahramanı olduğum öykülere evriliyordu artık. Ortak kabul etmediğim düşlerime kimi zaman bildiğim kimi zaman hiç tanımadığım karakterler girmeye başladı. Okuldan bir kız girdi mesala, ilk aşk hikayeme ortak olmaya.  Çocuksu sevda masalları ergenliğin kırık aşk hikayelerine yerini bıraktığında tanıştım her öykünün mutlu sonla bitmeyeceği gerçeği ile.

Hayallerime sızan ötekiler hikayelerime de yön vermek istiyordu artık. Anne babam, üniversiteye girerken tüm kuzenlerimi kıskandıracak bir başarı öyküsü bekliyordu benden. Ailenin daha geniş halkalarının beklentisi ise büyük adam olmamdı.

Aşk hikayelerime de beklentiler ekleniyordu artık. Tensel arzular kibirli hikayeler olarak dillendiriliyordu.  Evlilik hayallerinin tohumları yeşeriyor, evcilik oyunlarının yerini evliliğin sahiciliği alıyordu. Araya giren askerlik başı sonu belli öykü olarak yer edindi anılar kitabında. Kavuşmak hayaldi yardan uzakta geçen zamanlarda, dönüşte düğünümüzün hikayesi filme alındı yüzlerce seyircinin gözleri önünde.

Anne baba olma hayali, kariyer hayali  ve bu hayalleri gerçek kılmak için yazmaya çalıştığımız hikayelerle eriştik orta yaşlarımıza. “Ben”li hayaller de hikayeler de geçmişte kalmıştı artık. Herşey en az üç kişilikti bundan sonra. Ortayaşımın prangaladığı cesaretim kendi işimin patronu olmak dışında bir hayale izin vermiyordu.  Hikayemin diğer kahramanlarının yüklediği sorumluluk duygusu ise  son tek kişilik hayalimin hikayesini yazdırmıyordu bana.

Kırkı devirince insanın kendine ait emeklilik dışında hayalinin olmaması bana mı mahsustu yoksa herkesin ortak kaderi mi ?  O hayale doğru giderken gün be gün tüm hayallerim artık evlat üzerinden kurulur olmuştu. Onun başarısı, onun mutluluğu.  Emekli olduğum gün onu evlendirip, iyi de bir işe girdiğini gördüm ya  hayallerim tükenişini kutlayabilirdim artık !!!

Bir sahil kasabasında anılardan türeyen hikayeler anlatmaya başladım çevremdekilere. Sakin hayatıma konuk olan komşularımla vakit geçiriyordum. Bayram da seyran gördüğümde dindiriyordum evlat, torun hasretini. Susarsam gideceklerinden korkarak nefes almaksızın anlatıyordum hikayelerimi onlara. Ama farkındaydım, eskisi gibi can kulağıyla dinlemiyordu kimse beni. En heyecanlı öykülerimin sonunda lütfen bir tebessüm beliriyordu dudaklarında. Ta ki bu sahteceliği yedi yaşında bir çocuk yıkıncaya dek anlamadım bu hallerinin nedenini. Bir akşam üstü yüzmeye doymadan denizden gelen küçük torunumun can sıkıntısını dağıtmak için “ Gel bak paşa, sana nasıl yüzmeyi öğrendiğimi anlatayım, az daha boğuluyordum biliyor musun ? “ dediğimde “ off dede bin kez anlattın istemiyorum dinlemek” cevabı son hikayemin son cümlesi oldu.

Çok zaman önce tükettmiştim hayallerimi. Farkında olmadığım ise artık hikayelerimin de tükendiğiydi.  Dön dolaş yıllardır aynı öyküleri anlattığımı, artık yaşayacak hikayem kalmadığını, dinleyenlerin de dinlemekten usandığını anladım.

Son kez kağıt kalemi aldım elime. “Hayallerle başladı hayat, hikayelerle birlikte sürdü. Önce hayaller tükendi hikayeler kaldı sadece. Gün geldi hikayelerde bitince, hayatta son buldu. Yaşamak için insan ya hayal kurmalı yahutta hikaye yazmalı. İkisi olmasa da biri mutlaka olmalı”.

Noktayı koyup bıraktım kalemi. Yıllarca hayalini kurduğum bahçedeki masamdan kalkıp içeri girdim. Önce hayalim sonra hikayem olan kadına bakıp; “Ben gidiyorum geliyor musun ?” dedim. “Nereye” dedi, “Yeni hikayeler yaşamaya”….

Yorum bırakın