Yalanlar Vurur Kahramanları

IMG_3243.JPGYine  çekilmez trafiğin ortasında kaldı okul servisi. Gitmeyen değil gidemeyen araçlar neden birbirlerine korna çalar anlamıyorum. Kulağımda kulaklık, hemen hergün gördüğüm arabaları, arabaların içinde tanımadığım ancak aşina olduğum insanları izliyorum. İki  öndeki lüks arabanın arka koltuğundaki kız, öbür liseden mesela. Şoförü sanırım arabayı kullanan. Onun önünde iki şeridi ortalayan siyah arabanın plakası DR, sahibi doktordur muhtemelen babam gibi. Ama bir saniye babamın arabası bu, inen de babam zaten.

Bu akşam geç geleceğini söylemişti dün gece anneme yemekte. “Ne işi var bu saate burada” diye  geçerken aklımdan bağırdığını fark ediyorum. Tam duyamasam da ne dediğini anlıyorum el kol hareketlerinden. Sanırım ilk kez babamın küfrettiğine şahit oluyorum sessiz modda. Gülmek geliyor içimden. Babamın hışımla üstüne yürüdüğü panelvandan  bir adam iniyor, o da babama bağırıyor. Ne olduğunu anlayamadan babam önce adama kafa atıyor, sonra yumruk. Vay be diye gururlanır gibi oluyorum bir an, sonra şaşkın bir utanç sarıyor  içimi.  Okulda kavga ettiğimde uzun nasihatlar dinlediğim, her daim nazik ve sıcak gördüğüm babamın küfürlerle bir adamı dövdüğüne inanamıyorum. “Kesin hak etmiştir” diye düşünüyorum. Ne yapmış ya da ne demiş olabilir ki adam bu kadar kızdıracak. Anneme mi küfretti acaba ? Gidip iki yumrukta ben atsam mı ? Derken diğer arabalardan iniyorlar ayırmaya onları biri babamı tutuyor, öteki yerden adamı kaldırmaya çalışıyor. Panelvandan başka bir adam daha iniyor babamın üstüne yürüyor. Araya girmek isteyenleri savurup babama sert bir yumruk indiriyor. Bu sefer babam nakavt. Yere düştüğünü görüyorum. Yumruklarımla beraber sıkıyorum dişlerimi. İkinci adamı tutmaya çalışanların gayreti boşuna, sıyırılıp bir tekme savuruyor, isabet ettirip ettiremediği meçhul.  Kızıyorum babama, “Hadi kalk da devir şu ayıyı. Babasın sen döversin herkesi”. Karşısındakinin de baba olabileceğine ayılıyorum. Hayatımda ilk kez babama acıyorum.  “Kapıyı aç” diye bağırıyorum servis şoförüne, “Otur yerine Alp” diyor bana. “Babam o adam benim” oluyor cevabım. Kafasını camdan çıkarıp bakıyor kavga edenlere ve açıyor kapıyı. Kimsenin ne olduğunu anladığını sanmıyorum. Koşuyorum son sürat babama doğru, sanki onu kurtarabilir, oradaki herkesi dövebilirmişim gibi geliyor. “Baba” diye bağırıyorum titreyen sesimin çıktığı kadarıyla. Yerde bana  bakıyor burnundan kan geliyor. Ona vuran adamı çeviriyorum yüzümü, burnumdan soluyarak. “Dur orada  Alp “ diye emrediyor babam yerden doğrulurken. Adamsa bana bakıyor sert sert.  “Ulan evladına dua et”. Şoför koltuğuna geçiyor arabalarının. Babamın dövdüğü adamda diğer koltuğa. “Arabaya” diyor babam. Tam binmek üzereyken kalabalıktan uzun boylu güzel bir kadın benden önce oturuyor ön koltuğa. Çaresiz arka koltuğa geçiyorum sessizce Babamda biniyor bizden sonra. Kadın “Hastaneye dönelim burnuna bakayım” diyor, Doktor olduğunu öğreniyorum kadının da babam gibi.  Ben babamın odasında beklerken o tedavi ediyor babamı müşahade odasında. Annem arıyor o sırada beni servisten inmeyince merak etmiş, babamla olduğumu söylüyorum ona, hastanede olduğumuzu söylemeden. “Neredesiniz” dediğinde vereceğim cevabı düşünürken ben, uzatmadan “iyi o zaman” diyerek kapatıyor telefonu. Birlikte dönüyorlar odaya babamla kadın. Babamın burnunda tampon var. “Kırık olmamasına sevindim canım” diyor kadın, babamsa “ biz gidelim, seni de bırakalım mı ?” diye   yanıtlıyor. “Gerek yok hayatım ben taksiyle dönerim” cümlesini duyuyorum ve kadının babamın dudağına kondurduğu öpücüğü görüyorum.  Babam geri çekiyor kendini, beni işaret ediyor gözleriyle. O zamana kadar yokmuşum gibi davranan kadın bana dönüp, yüzündeki sahte gülümsemeyle “Şule ben, beraber çalışıyoruz babanla, arkadaşız yani” deyip saçlarımı karıştırıp çıkıyor odadan.

Tek kelime etmiyoruz yol boyu sadece inerken “kavgadan da doktor hanımdan da annene bahsetmek yok, biz bu konuyu senle sonra konuşacağız” diyor babam. Burnundaki tamponu çıkarıyor, aynada saçını başını düzeltiyor, yakasındaki kanı fark ediyor o an. Dudaklarını ısırıyor can sıkıntısı ile. Eve girdiğimizde annemi bizi ayakta beklerken buluyoruz, sert bakışlarını üzerimde hissediyorum. “Boksör beyimizde gelmişler” diyor. Şaşkınlıkla birbirimize bakıyoruz babamla. Onun benden çok endişelendiğini anlıyorum gözlerinden. Sessizliğimizi annemin araya giren sesi bozuyor “Oğlum neden yumruk atıyorsun okul arkadaşına” diyor. O zaman anımsıyorum, ben de kavga etmiştim bugün son teneffüste üst sınıflardan bir çocukla. Çakmıştım yumruğu gözünün üstüne. Okuldan da annemi arayıp haber vermişlerdi. Onun bahsettiği kavga buydu. Babam rahatlamış bir şekilde her zamanki yumuşak ses tonuna dönerek “kızma hemen çocuğa, ben konuştum. Beni de aradılar okuldan, gittim aldım onu. Kabahat öbür çocukta, terbiyesizin babası da bana vurdu ödeştik” diyor. Annem şaşkın ben ondan şaşkın. “Hadi oğlum sen elini yüzünü yıka odana geç yemeğe kadar bitir ödevlerini” talimatıyla odama yönelirken babamın seri halde sıraladığı yalanları duyuyorum koridor boyunca. O gün tüm kahramanların hayal ürünü olduğunu öğreniyorum. Babam dahil.

 

 

Yalanlar Vurur Kahramanları’ için 4 yanıt

  1. Hülya Oğuz adlı kullanıcının avatarı

    Hayatımızda hayal kahramanlar o kadar çoğaldı ki artık gerçekle hayali ayırt edemiyoruz. Kimseye güvenemiyoruz, ne acı! Güzel bir yazı, yenilerini bekliyoruz Ahmet😊

    Beğen

Yorum bırakın