Beklemek, Bir Arayış Halidir Bazen.

IMG_1818

Bekleyen Adam

Beklemek de bir arayış halidir bazen.

Tesadüf etme ümidinin son haddesi.

Ararken kaçırdım mı acaba sorusunun cevap bulma umududur.

Beklemek de bir arayış halidir bazen.

Yalnız başına bir bankta oturup yanına oturacak kişiyi umarsın sessizce.

Uzun ya da kısa bir yolculukta yan koltuğun sahibinin vereceği selamın aradığın anahtarı sana sunacağını hayal edersin içten içe.

Belki de kaybettiğin, sen onu ararken geri dönmüştür ve o da senin peşindedir, kim bilir ? Beklersin o zaman, yetişip yetişmeyeceğini bilmeksizin ardından.

Ararken ardında bıraktığın, bir yöne,  bir şeye bir kişiye bakmaktan körleşmiş gözlerinle farkına varmadığın nicesinin sana yetişip gözlerini açmasını beklemek gibi.

Yorulduğun anlarda, yitirmeksizin bulma ümidini soluklanmak için beklersin.

Taktiksel bir durum anlayacağın.

Vazgeçmek değil, direnmektir içinde “yeter” diye haykırarak seni kışkırtan umutsuzluğa. Sakın gelme kendinin provokasyonuna.

Masanın karşısındaki boş sandalye için açtırdığın servisinin davetini duyacak bir kulak vardır mutlaka.

Geldiğinde orada olmak için beklemelisin.

Eski günlerdeki gibi çalacak telefonu kaçırma endişesiyle eve hapsedersin kendini, oysa kablolardan kurtulalı çok olmuştur hatlar.

Yine de eskilerden çıkıp gelsin diye dilediğin, eski yolları biliyordur belki de sadece.

Korumalı o halde hiç kullanmadığın ağır ahizeleri.

Ekranlardan değil sararmış fotoğraflardan işaret bekleyişin de bundandır zati.

Giden gitmiştir de bakan hapsolmuştur rengi uçmaya yüz tutun fotoğrafa.

Beklemek de bir arayış halidir aslında.

Hep peşinden koştuğun, kovalandığını sanarak kaçıyordur senden.

Kaçan kovalanmaz sanılanın aksine kovalanan kaçar sadece.

Ve sen nefes nefese koşup şişirdiğin dalağını dinlendirmek için ellerin dizlerinde eğildiğinde, o da durup kan ter içinde ardına bakar sana doğru.

Vazgeçer de kaçmaktan usulca yanaşır sana diye beklersin.

Saatlerce yolunuz kesişsin diye sokağın başında beklediğin liseli ürkekliğinin masum arayışıdır içinde yaşattığın.

Çaresizlik zannıyla kendini kaptırmak üzere olduğun yılgınlığın, en büyük engeldir aradığına ulaşmak için.

Koşarken ayağın takılıp düşeceğin o taşın altında gizleneni ancak durup baktığında düşmeden farkedersin.

Kabul, daha çok acıtır eli kolu bağlıymış hissi, daha çok yorar, yıpratır.

Ama sen de kabul et ki beklemek kimi zaman en doğru yoludur aradığına kavuşmanın.

Belki bir gün, belki bir ömür.

Ararken yön doğru mu bilmiyorsan, ki asla bilemezsin şaşmışken pusulan, yaklaştığını zannederek uzağına düşersin farkında olmadan.

Dönmek daha zordur artık kendi ayak izlerine basarak geldiğin istikamette.

Yaraya tuz basmak gibidir anılar dolu geçmişin izlerinden geri doğru adımlamak.

Sanma ki beklemek vazgeçmektir.

Durmuş saatin doğruyu göstereceği ana hazırlanmak, vakti geldiğinde ise yeniden akışına ayak uydurmak zamanın, baştan kurulmuş bir saat gibi teklemeden.

Beklemek, son kavgayı unutmak ilk öpüşü anımsamak.

Beklerken bir sigara yakıp dumanından haber uçurmak.

Göğe bakıp, uçan kuşun kanadından medet ummak.

Beklemek aslında sana mahpus olmak.

Birlikte müebbetti ummak.

 

 

 

 

Yorum bırakın