Büyük Yatırım

IMG_1815___GalleryEdebiyat öğretmeni Fethi Beyin o gün öğleden sonra dersi yoktu. Bankaya gideceğini söyleyerek ayrıldı okuldan. Okulun iki sokak ötesinde, maaşlarının yattığı banka şubesine girdiğinde güvenlik görevlisi tebessümle karşıladı onu. Müşteri temsilcisinin masasını yöneldi hemen.

 

– Hocam hoş geldiniz, buyrun.

– Hoş bulduk Erkan bey. Teşekkür ederim.

– Nasılsınız hocam ?

– İyiyim sağ olun. Siz nasılsınız ?

– İyiyim hocam. Gördüğünüz gibi koşturuyoruz. Nasıl yardımcı olabilirim size?

– Faizlerde durum nedir ? Bir miktar kredi kullanmayı düşünüyordum da.

– Valla hocam oranlar biraz yüksek ama maaş müşterimizsiniz sizin için bir şeyler yaparız. Ne kadarlık bir kredi düşünüyorsunuz ?

– Elli bin civarı.

– Hesaplayalım hemen hocam, kaç ay ?

– En fazla kaç ay oluyor ?

– 36 ay olur

– Tamam 36 ay için hesaplarsanız sevinirim.

– Aylık 1900 lira hocam.

– Faizler biraz daha düşer mi dersin ?

– Valla kısa vadede zor hocam.

– Anladım. Bir ödeme planını bastırabilir misiniz ? Ben evde bir inceleyeyim.

– Tabii hocam.

Müşteri temsilcisinin uzattığı kağıdı katlayıp ceketinin iç cebine koydu. Hafif esen rüzgarda sahile doğru yürüdü.  Deniz kenarındaki çay bahçesinde bir masaya oturdu. Sonbahar güneşi hala ısıtıyordu. Eliyle bir çay istediğini işaret etti ona doğru yaklaşmakta olan garsona. Cebindeki ödeme planını çıkardı, rakamlara bakarken aklından kredi ile ne yapacağını geçirdi.

“On beş bin Sinan’a borcum var. Geçen Nisanda aldığım parayı hala ödeyemedim. Sağ olsun sormuyor ama benim içime dert oldu. Onu öderim evvela. En azından daha fazla  mahcup olmam ona. Nesrin mobilyaları değiştirmek istiyordu. Haklı kadın, on beş sene olacak neredeyse. Yirmi bin de ona harcasam. Kalan on beş binle dolar alırım. Yükselecek diyorlar, kredinin faizi çıkar belki.”

O bunları düşünürken garson çayı masaya bırakmıştı. Kaşığı bardaktan çıkardı. Bardağın kenarındaki şekerlere dokunmadan bir yudum çekti. Bir sigara yakmak geçti içinden. Hep yanında olan ama çok seyrek eline aldığı paketten bir dal aldı dudaklarına  yerleştirdi. Çakmağını aradı bir süre, bulamayınca garsondan istedi. Garson çakmağı verip uzaklaştı. Derin bir nefes çekti içine. Dumanı salarken havaya bir ses duydu ardında.

– Büyük ikramiye elli milyon. Bu akşam çekiliyor…

Başını sesin geldiği yöne çevirdi. Satıcı ile göz göze geldiler. Satıcı ona doğru yaklaşmaya başladı. Fethi Bey alıp almamak konusunda  tereddüt yaşarken satıcı kendinden emin bir tonla sordu;

– Akşam çekiliyor ağbi, vereyim bir tane.

– Bir çeyrek ver bakalım.

– Yok ağbicim piyango değil bu, loto tam kupon 12 lira.

– İyi bakalım ondan ver o zaman.

Pembe loto kağıdını masadaki ödeme planının yanına koydu. Para üstü olarak aldığı bozuk paraları parmaklarının arasında çevirerek iki kağıdı seyre daldı. Bir yanda elli binlik kredinin ödeme planı diğer yanda elli milyonluk umudun bileti. Sadece kendisinin duyacağı kadar kısık bir sesle mırıldandı;

– Şu elli milyon çıkarsa eğer kredi kullanmama gerek kalmaz.

Söylediklerinin abesliğini fark edip güldü kendine. 

“Ne kredisi yahu. Elli milyondan bahsediyoruz. Krediye gerek kalmadan Sinan’a borcumu öderim.  Mobilyaları da değiştiririz. Mobilyaları değil evi değiştiririz. Bir milyona güzel bir ev alabiliriz sanırım. Yeni eve yeni eşyalar alırız.  Elli bin sırf eşyaya gider.  Bir de araba alırım. Öyle orta halli bir şey de değil, eni konu lüks bir Alman arabası. Kıyarım paraya bir milyon da ona veririm. Ne etti şimdi. Bir eve bir arabaya elli bin eşyalara, on beş bin borca toplam iki milyon altmış beş bin.  Vay be altmış beş bin küsurat olmuş.”

Keyfi yerine geldi. Yüzüne içten bir tebessüme oturdu. Bir çay daha istedi, ikinci sigarasını keyifle yaktı. Ödeme planının arkasını çevirdi. Cebinden çıkardığı dolma kalemle elli milyonu nasıl harcayacağını kalem kalem yazmaya başladı. Yazarken de kısık sesle düşünüyordu.

Ev, araba, eşya tamam. Borçları da ödedik. Bir iş mi kursam ? İyi de ben ticaretten anlamam ki. Üç günde batarım.  En iyisi biradere bir iş kurayım. Onun kafa çalışır bu işlere. Bir milyon yeter herhalde. Yok yok iki milyon yazayım ona. Ne iş kuracağız ki ? Aman, sermayeyi ben koyarım o ne iş olacağına karar verir. Oğlanı da özel okula vereyim. Ha ha babası devlet okulunda öğretmen ama oğlu özel okula gidiyor. Civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş. Ben çalışmaya devam edecek miyim? Ederim tabii ya seviyorum ben işimi. Para derdi olmayınca daha da keyifli olur öğretmenlik. Zaten baksana harca harca bitmiyor. Faize koyarım bir kısmını. Bir kısmı ile dolar alırım. Yatırımlık birkaç ev daha alıp kiraya veririm. Gayrimenkulden daha güvenli yatırım mı var bu ülkede ?”

Derin hayallerinin hesap kitabına kaptırdı kendini.  Alt alta yazıyor sonra değiştiriyor.  Neye, ne kadar harcayacağını,  nasıl yatırımlar yapacağını düşünüyordu. Bunları da keyifli bir ciddiyetle yapıyordu.  Birbiri ardına çay geliyor, sigara paketi hızla eriyordu.  Başını kaldırıp dumanı denize doğru savurduğunda içindeki tüm dertlerde buhar oluyordu adeta. Zamanın akıp geçtiğini yakındaki camiden gelen ezan sesi ile fark etti. Akşam olduğunu anlayıp evine doğru yol aldı.

Eve geldiğinde kapıyı Nesrin hanım açtı. Endişeli bakışlarla sitem etti.

– Neredesin sen Fethi Bey, arıyorum telefonunu da açmıyorsun.

Elini ceketinin yan cebine atıp telefonunu çıkardı. Güldü.

– Sessizde kalmış. Dersten sonra açmayı unutmuşum sesini kusura bakma. Bu telefonda eskidi zaten en yenilerinden alırız birer tane.

Nesrin hanımın şaşkın bakışları arasında yatak odasına gitti. Ceplerini boşaltırken loto kağıdıyla beraber üzerinde yazıp çizdiği ödeme planını da komodinin üzerine bıraktı. Nesrin Hanım banka logolu kağıdı eline aldı.

– Kredi mi çektin sen Fethi Bey.

– Yok be canım gerek kalmadı.

– Nasıl gerek kalmadı.

– Bak orada pembe kağıt var ya, işte onda elli milyon yatıyor.

– Lotoyu mu tutturdun ?

– Bilmem, bu akşam sekizde çekiliyormuş.

– Eee ne bu sevinç o zaman ?

Üzerini değiştirmiş olan Fethi Bey öğlenden beri yüzünden eksilmeyen gülüşü ile yaklaştı Nesrin Hanıma. Elleri ile iki omzundan tuttu.

– Ben bu kuponu on iki liraya aldım.  On iki lira bana öğlenden beri milyonermişim gibi hissettiriyor. Paran mı var derdin mi var derler ya inanma paranın hayali bile aldı götürdü tüm dertlerimi. Loto akşam çekiliyor ama ben yarın sabaha kadar bakmayacağım sonuca. Gece de milyonermişim gibi rahat rahat uyuyacağım.

– Delirdin galiba sen.

– Yok be hayatım ne delirmesi. On iki liralık yatırımla elli milyon kazandım. Bu gece keyfini sürelim yarına Allah kerim.

  •  

Yorum bırakın