Bir vakit merak salmıştı rüya tabirlerine. Gazeteler de teşvik edercesine onun merakını kitapçıklar verirdi ek olarak kimi hafta sonları. Henüz internet çağı başlamadığından kuşe kağıda resimli bu rehberlerle heveslendi muabbir olmaya. Oysa daha görülmemiş bir rüyanın ardından koşacak kadar hayalperest birine düşlerini emanet etmek onu akıbeti meçhul bir yola göndermektir bir bakıma. Ne bilsin eller onun bu marazını, üç gece önce bir düş gördüm hayrolsun demeye kalmadan o sorardı hemen neredeydin, kimleydin diye. Seni gördüm diyen olursa eğer ürperirdi içi aniden. Sakınırdı çünkü başkalarının rüyalarına uğramaktan. Her birimiz bir başkasının rüyasının kurbanıyız derdi utana sıkıla. Çoğu anlamazdı onun ağzından dökülen cümlenin manasını. Oysa çoktan kesmiş olur biletini o hayalin peşinden çıkacağı yolculuğa.
Ağır ağır anlattırırdı tüm detayları. Kendine, mekana, muhataba ve dahi rüyada yer bulan her şeye her tavra her hisse dahil. Hevesi kaçardı anlatanın bu sorgu karşısında bir müddet sonra başından savarcasına yanıtlar verirdi ona. O da sırrını kendine alıkoyup alelacele üç beş kelam laf ederek geçiştirip tabirini, yol verirdi konuğuna. Onun seferi ise yeni başlardı o noktada.
Gündüz niyetine dinlemiş olsa da anlatılanı geceyi beklerdi her seferinde. Sabırsız da olsa yola koyulmak için telaşa kapılmaksızın hazırlardı ruhunu. Bir günden diğerine dönerken zaman elindeki acı kahvesi ile yıldızları da görmeyi umarak pencere kenarına yerleşirdi, bir uçak ya da otobüste yer tutar gibi. Satır satır hafızasına kazıdığı o düşü yeniden geçirirdi aklından aydan sakınıp daldığı göğe umudunu salarak. Saatler kovaladıkça saatleri o varmayı değil varmamayı umduğu menzile doğru kimi zaman keyifli kimi zaman kederli seyrine devam ederdi molasızca. Gün sökene kadar kâh sevdaya düşer kâh hasretlik çeker, açıksa bahtı ümidine varır çöktüyse karanlık kaderinin üstüne hazanda kaybolurdu.
Saba makamında bir ses işittiğinde anlardı yolun sonuna geldiğini. Başını yaslayıp ardına yumardı gözlerini. Emanet bir düşle çıktığı yolculuğu kendi düşüne teslim ederek dalardı yastıksız uykuya. Dileği hasıl olursa artık onun olur o rüya. Nasibi değilse eğer başka bir rüya ile boğar zulasına sakladıklarını. Unutur mu yoksa bir mezar kazıp dimağında en derine mi gömer bilinmez kurbanını. Gerçi bilinmez bu öyküde kurban kimdir hakikatte.
*Muabbir; Rüya tabir eden kişi.