Ev gerçekten çok mu büyüktü yoksa benim çocuk bedenime mi o kadar büyük geliyordu o yaşlarda ayırt edemezdim. Şimdilerde geriye baktığımda üç oda bir salon ev büyük sayılsa da saray da değildi sonuçta. Yine de antreden salona açılan iki kanatlı kapının buzlu camlarının ardındaki güçlü aydınlık benim için yeterince ihtişamlı bir davetti. Tek kişilik üzeri işlemeli iki koltuktan biri her zaman büyük amcama aitti. Evde misafir olmadığı zamanlarda onun yanında konumlanan diğer koltuğa oturma hakkını kendimde görürdüm.Yalnız başıma iken arkama yaslanıp ayaklarımı sallandırarak oturduğum o koltuğa amcam varken ancak ucuna ilişip bir ayak ucumu parkeye diğerini de yere koyduğum ayağımın üzerine basarak tedirgin bir şekilde otururdum. Biraz rahatladığım zamanlarda ellerimi kolçaklara yaslamaya cesaret eder o zamana kadar parmaklarımı diz kapaklarımın üzerinde tutardım. İki koltuk arasındaki mermer sehpa benim erişebileceğim uzaklıkta olmadığından yemekten sonra gelen çay da meyve de önüme konulan küçük zigon sehpada kendine yer bulurdu
Çok güzel yazmışsın.taaa yıllar öncesine aldı götürdü beni.Eline saglik
BeğenBeğen
Akıcıydı , tebrik ederim.
BeğenBeğen
Okurken bir paragraf daha bir sayfa daha olsa dedirten bir yazı olmuş..eline sağlık Ahmet!
BeğenBeğen