İki hafta önce Oksijen gazetesinde San Francisco’daki robot dövüşlerine dair bir haber okudum. İlk bakışta teknolojik bir gösteri gibi sunuluyordu. Fakat benim aklım iki farklı yere takıldı.

  1. Robotların acı çekmediğini bilen bir izleyici, zamanla acıya karşı duyarlılığını kaybeder mi?

2.Hamle olasılıklarını kusursuz hesaplayan bir sistem, neden hâlâ eksik görünür ve insan tarafından yönlendirilmeye ihtiyaç duyar ?

Bu iki sorunun cevabı o dövüş salonda iki şeyin eksikliğini gösterdi: empati ve sezgi.

Empati: Psikolojik Güvenliğin Ön Koşulu

Empati çoğu zaman  bir “soft skill” yetkinlik olarak tanımlanır. Oysa kurumsal düzlemde empati, bir güvenlik mekanizmasıdır.

Bir çalışan hata yaptığında bunu dile getirebiliyorsa,

bir ekip risk alabiliyorsa,

bir yöneticiye itiraz edilebiliyorsa…

Bunun arkasında yalnızca süreçler değil, duygusal güven vardır.

Süreç performans göstergeleri ile adım adım süreçleri izleseniz de olası kırılmaları ancak empati ile fark edebilirsiniz.

Yüksek performans bazen içsel bir yıkımı maskeleyebilir.

Tükenmişlik çoğu zaman raporlara yansımaz.

Sessiz kopuş tabloda görünmez.

Robot dövüşlerinde de acı simülasyondan ibarettir, bir efektten öteye geçmez.

Dolayısıyla izleyici rahatlar; vicdan devreye girmez.

Kurumsal hayatta empati zayıfladığında da benzer bir şey olur: İnsan performans verisine indirgenir. Kültür yüzeysel olarak işler ama derinlik kaybolur.

Empati olmadan psikolojik güvenlik kurulmaz.

Psikolojik güvenlik olmadan da yaratıcılık ve risk alma sürdürülemez.

Sezgi: Stratejik Kararın Görünmeyen Katmanı

Sezgi irrasyonel bir kavram değildir.

Eksik bilgiyle karar verme kapasitesidir.

Gerçek hayatta kararlar hiçbir zaman tam veriyle alınmaz.

Terfi kararı verirken geleceği ölçemeyiz.

Bir lider atarken yalnızca geçmiş performansa bakamayız.

Bir krizde yön değiştirirken tüm senaryoları hesaplayamayız.

Algoritmalar olasılıkları hesaplar.

Ama bağlam değiştiğinde hangi parametrenin öncelikli olduğunu tartmaz.

Sezgi burada veriye karşı değil; verinin üzerine inşa edilir.

Deneyim birikir. Örüntüler içselleşir.

Ve bir noktada karar, hesapla değil tartıyla verilir.

İşin erbabı o tartının kefesine ağırlığı koymadan kaç çekeceğini bilir.

İK’nın da en kritik hamleleri çoğu zaman bu eşikte alınır.

Asıl Eşik

Robot dövüşleri bana o çok korktuğumuz yapay zeka teknolojisinin gücünü değil, sınırını gösterdi

Makine empati üretmez.

Makine sezgi geliştirmez.

Çünkü makine eksik doğar; bazı insani yetkinlikler tasarımının dışında kalır.

İnsan ise eksikleşebilir; empatiyi ve sezgiyi kullanmadıkça köreltebilir.

Asıl risk, yapay zekânın bu kapasitelere sahip olmaması değil; bizim onlara daha az ihtiyaç duyduğumuzu sanmaya başlamamızdır.

Empati zayıfladığında kültür yüzeyselleşir.

Sezgi geri çekildiğinde kararlar mekanikleşir.

Ve organizasyonlar verimli olabilir ama derinliklerini kaybedebilirler.

Yorum bırakın