Francis Fukuyama Foreign Affairs dergisinde yayımlanan yazısında liberalizim evrensellik iddasından vazgeçmeden ulus devletlerle uzlaşabileceğini, hatta bu uzlaşının zorunlu olduğunu savunuyor. Kişisel görüş ve eleştirilerimi eklemeksizin çevirsini paylaştığım makalenin İngilizce orjinalini linkini de yazının sonunda bulabilirsiniz.
Liberalizm tehlikede. Liberal toplumların temel prensipleri farklılıklara hoşgörü, bireysel haklara saygı ve hukukun üstünlüğüdür. Dünyada demokratik bir durgunluk ve hatta bir bunalım olarak adlandırılabilecek şeyler yaşanırken bu değerlerin hepsi tehdit altındadır. Freedom House’a göre, dünya çapında siyasi haklar ve sivil özgürlükler son 16 yıldır her yıl düşüyor. Liberalizmin düşüşü, Çin ve Rusya gibi otokrasilerin artan gücünde, Macaristan ve Türkiye gibi ülkelerde liberal -ya da sözde liberal- kurumların aşınmasında ve Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri gibi liberal demokrasilerin gerilemesinde belirgin olarak görülür.
Harari’nin üçlemesinin (Sapiens, Homo Deus) son kitabı olan “21.Yüzyıl için 21 Ders” serinin en zayıf halkasıydı bana göre . Nisan ayında The Guardian’da yayımlanan pandemiye ilişkin makalesi bu kitaba 22.Ders olarak eklenebilecek nitelikte. Kitaba benim ekleme imkanım yok ama çevirmeye çalıştım. Yazı için kullandığım başlık benim görüşümü ifade eder.
Tarihin her döneminde politik akımlar belirli dönemlerde farklı ülkeler üzerinde etkili olmuştur. Günümüzde bu etkileşim, iletişim ağınının hızı ve gelişmişliği nedeniyle daha hızlı ve kolay olmaktadır. Geçtiğimiz ay gerçekleştirdiğimiz seçim değerlendirilirken Türkiye’nin dünya dışında bir yer olmadığı unutulmamalıdır. Aşağıda alıntıladığım yazı Foreign Affairs dergisinin Mayıs-Haziran 2018 sayısında “Doğu Avrupanın İlliberal Devrimi” adıyla Ivan Krastev imzalı olarak yer aldı. Ben elimden geldiğince çevirmeye çalıştım. İçinde sadece bir kez Türkiye ifadesi geçmekte, Satır aralarında ne kadar kendi ülkemizi buluruz bu okurun takdirine kalmış. 


Geçenlerde sevdiğim bir arkadaşım facebook’unda paylaşmıştı sanırım, “ABD de seçim sonucu ekonomik ve politik olarak dünyayı ilgilendirdiğinden biz de bu seçimlerde oy kullanmalıyız.” mealinde bir cümleyi. Böyle bir olanak olsa, dünyanın geri kalanının seçimlere ABD seçmeninden daha yoğun katılım göstereceği muhtemeldir. Oy veremeyecek olsak da önseçim sürecinin bile yeterince ilgi gördüğü aşikar. Önceki seçimlerden farklı olarak Cumhuriyetçi’lerin Başkan adayı olması beklenen Donald Trump’ın radikal söylemleri ilgiyi arttıran nedenlerin başında geliyor. ABD’deki Trump karşıtlarının yanı sıra gezegenin her köşesinde endişeli modernlerin gözü okyanus ötesinde.
hakikaten. Yine de bir kuşku taşırım her güzele dair. Herkesin bildiği bir hikaye yok mudur bir güzele önce meftun olup aklını zayi eden mecnunları anlatan. Hele ki garipliğiyle meşhur Orhan Veli “Beni bu güzel havalar mahvetti” demişken.
Ağaçlar sonbahara çoktan hazırdı göçüp gittiğinde fani dünyadan. Ve bu şehir o eski İstanbul değildi artık. Karanlıkta bulutlar parçalanıyor, Sokak lambaları birden yanıyordu. Kaldırımlarda yağmur kokusu hala duyulurken, o toprağa kavuşuyordu. En sevdiğim şiirlerin şairi, Attila İLHAN.