Şarkıdaki gibi bir umuttur yaşatan insanı lakin her nefes alışımız bayram mı gerçekten ? Yoksa hiç bir kere hayat bayram olmadı mı ?
HAYALLER, ANILAR, DUYGULAR
Öyküler, denemeler belki şiirler…
Kırmızı Kar
Kırmızı karın hikayesi.
Değerli Yalnızlığım
Alışık değilim sokakları bu kadar boş görmeye. Az evvel yanaşan ilk vapurdan inen bir avuç insandan biriyim ben de. Her seferinde daha adımımı atar atmaz iskeleden, ardımdaki kalabalıkla karışmadan, üzerime üzerime akan insan seli yok bu sabah. Uzaklara gitmeye de gerek yok kaçmak için herşeyden, gün daha yeni ağarmışken bir Pazar sabahı, kalabalık bildiği semtlerin…Read more Değerli Yalnızlığım
Yalanlar Vurur Kahramanları
Yine çekilmez trafiğin ortasında kaldı okul servisi. Gitmeyen değil gidemeyen araçlar neden birbirlerine korna çalar anlamıyorum. Kulağımda kulaklık, hemen hergün gördüğüm arabaları, arabaların içinde tanımadığım ancak aşina olduğum insanları izliyorum. İki öndeki lüks arabanın arka koltuğundaki kız, öbür liseden mesela. Şoförü sanırım arabayı kullanan. Onun önünde iki şeridi ortalayan siyah arabanın plakası DR, sahibi doktordur muhtemelen…Read more Yalanlar Vurur Kahramanları
Hayatla Savaş.
Bayram olmasa gitmeyecektim ziyaretine. Oysa ne kadar yakındık bir zamanlar. Birlikte çalışıp, birlikte gezer eğlenirdik. Sonra hastalandı ayrıldı işten. Şehri de terkedip taşraya yerleşmişti bir süre. "Stres bana iyi gelmiyor" demişti giderken. İçten içe imrenmiştim bu gidişine. Oysa onunki bir nevi kaçıştı herşeyden. Kaçamadığı tek şey ise hastalığı. Bir kaç ay önce buradaki bir hastahaneye…Read more Hayatla Savaş.
Akıl İşi Değil Yaşamak
Ağaçları selamlayarak hızlanmaksızın dönüyorum virajları. Her zamankinden biraz daha fazla açıyorum müziğin sesini. “Kendine iyi bak beni düşünme, su akar yatağını bulur[i]”.Ormanın içinde saklanmış dere yatağı gibi kıvrımlı zaten yol. Hayatta su misali akıyor yol boyu. Hani “Su akar deli bakar” derler ya, hayatta akıyor su gibi, insansa bakıyor akan suya bakan deli gibi. Zaten…Read more Akıl İşi Değil Yaşamak
Kahvenin Adabı
Ellili yıllardan kalma kerpiç evin bahçesindeki kiraz ağacının altında, tahta tabureye oturmuş, sol elindeki maşa ile mangaldaki külleri karıştırıyordu yaşlı adam. Sağ eliyle bakır cezveyi tutarken kendi kendine, - Kahve değil o içtiğiniz. Kahve dediğin benim yaptığımdır aslında. Alelacele sıcak suya kattıklarınızla yazık ediyorsunuz kendinize. diyerek mırıldanıyordu. Sesini duyurmak değildi niyeti ama, bazen aklından geçenler…Read more Kahvenin Adabı
Çocuklar Terk Ederken Parkları.
- Salmayın şu çocuklarınızı sokağa. - Neden öyle diyorsun ? Oynuyor işte çocuklar. - Sapık dolu heryer. Sapıklara öfkelenmek korumuyor çocukları, anne babalarına kızıyorum ben artık. - Eve hapsedip, çocukluklarından mı mahrum bıraksınlar onları ? - Bir sapığın kurbanı olup hayatlarının kalanlarından mahrum olmalarından iyidir. - Görmüyor musun şu çocukları nasıl gülüyorlar. Korkuyla dört duvar…Read more Çocuklar Terk Ederken Parkları.
Rüştiye Sokağı
Çıkılan tüm yolculuklar zamanın ilerisine götürmüyor insanı. Bazen onlarca kilometre yol yapıp on yıllar öncesine ulaşabilmek mümkün. Çocukluğumuzun geçtiği sokaklar, okuduğumuz okullar, oyun oynadığımız parklar zaman tünelinin koridorları gibi bekliyor bizi. Uzağına savrulduğumuz sayısız mekan bir bayram ziyaretiyle geçmişin kapısını aralıyor içeri süzülmemiz için. Sadece şahit olduklarımıza değil, şahidi olmadığımız yaşanmışlıkların izlerine, bir binanın duvarında,…Read more Rüştiye Sokağı
Kartpostal yazma sanatı
Gurbete hayatımda ilk kez liseyi okumak için çıktım. İlk kez baba ocağı dışında yemek yediğim, ana kucağından uzakta uyuduğum yaşlar. Mahzun da olsam bir yanım hep hayta. Zaten bu haytalığımdan ötürü yazdırmış babam beni bu okula. Liseden ötesine kafası basmaz bunun, bari bir meslek öğrensin diye puanım yetmese de tanıdık sokup araya Endüstri Meslek Lisesine…Read more Kartpostal yazma sanatı