
Gece ve Masa
Öğrenci tayfasının eksiksiz kampüste olduğu yegane dönemdi şenlik zamanları. Derse yetişmekten ziyade konserlere yetişmekti kaygımız. Bulutsuz günlerimize olan özlemimizi dindirmek için, kavrulma pahasına da olsa güneşin altında, erkenden yer tutardık konser alanında. Ama o zamanlar hissettiğimiz hiçbir özlem, o günlere şimdi duyduğumuz özlem kadar büyük değildi. Onca kalabalık içinde sanki bir başımızaymışcasına bağırıyorduk avazımız çıktığınca “Her nefes alışımız bayramdı”. Daha yirmi olmamışken yaşlarımız ve damarlarımızdaki kan deli deli akarken, bize hergün bayramdı nasıl olsa.
Bekledik, elimize sazımızı alacağımız günleri ne de olsa bir umuttu yaşatan insanı o günlerde de tıpkı şimdi ki gibi. Fark edemedik asıl o çağlarda kendi türkümüzü çalabildiğimizi, büyüdükçe başkalarının şarkılarında ara nağme olmaya mahkum olacağımızı. Çayın suyu boyunu aşmadan, boyumuzu aşan işlere kalkıştık çok defa, alıp alıp boyumuzun ölçüsünü, yitirdik cesaretimizi, olgunlaştık yalanıyla kandırdık kendimizi.