
Kapı
Asansörün düğmesine bastı önce. Sonra vazgeçti beklemekten gelmesini. Dört kat yürümeyi tercih etti merdivenlerden. Acele etmeksizin tırmandı basamakları. Kapının önündeki paspasın bozulmuş simetrisini düzeltti ayağıyla, kapıyı çalmadan önce. Zile dokundu usulca. Yavaş basarsa sesi daha yumuşak çıkacakmış sandı ama öyle olmadı elbette. Yüksek tonda, sevmediği, sevmediği için de alışmadığı 12 saniyelik kesintisiz iğrenç melodiyi duymak zorunda kaldı. Kapı açılmayınca bir kez daha aynı sesi duymak istemediğinden işaret ve orta parmağının sırtını kullanarak nazikçe tıklattı kapıyı. O berbat ve gürültülü zili duymayan birinin bu nazik tıkırtıyı duymasına imkan yoktu oysa. Son bir kez daha dokunmaya karar verdi zile her şeye rağmen. Yine 12 saniyelik işkenceye tahammül etmek zorunda kaldı kulakları. Sonuç değişmedi açılmadı kapı. Telefonunu çıkardı pantolonun cebinden. Aradı bu kez. Tek çalışta açıldı telefon,
Okumaya devam et →