Yurt odasındaki ranzanın üst katındaki yatağına uzanıp elindeki kitabı okumaya başladığında gün yeni bitiyordu. Gözünü kitaptan ayırıp okuduğu satırları düşünürken, perdesiz pencereden güneşin binaların ardından kayboluşunu izliyordu ara ara. Çocukluktan gençliğe geçişin parolasıyla tanıştı yılın en kısa gecelerinden birindeki kitap okuma seansında. Carpediem, anı yaşa diye mırıldandı bulutsuz gecede
ki sayısız yıldıza karşı.
Yazar ne demek istemişti “anı yaşa” derken. Bu kadar davetkar ve heyecan uyandıran başka bir sözcük duymamıştı o zaman dek. Evet diye geçirdi içinden anı yaşamalı doya doya insan. İçinden geldiği gibi. Hayat, o an’dan ibaret değil mi zaten. Derin bir ah çekip;
“Ne duruyorsun be at kendini denize”