
Babaocağı
Arabadan dışarı adımımı atar atmaz karşımda gördüm onu. Bir hamle ile sımsıkı sarıldı bana. Kokumu çekiyordu içine saçlarımı okşarken. Öperken beni yanakları yanaklarıma değdikçe ıslaklığını hissediyordum gözyaşlarının. Tek kelime etmeden özlediğini haykırıyordu bana. Oysa ben utanıyordum o an kendimden, özleyememişliğimden. Avuçlarının içine yerleştirdiğinde yüzümü benimde gözümlerinden birkaç damla yaş süzüldü. İçim acıyordu, yitirdiğim duygulara ağıttı benimki. Kimse bilmiyor, herkes hasrete yoruyordu halimi.