Kutsal Demokrasiye Başkaldırı; Demarşi

Demokrasinin temel değerlerini koruyacaksak, onun farklı bir biçimini benimsemek zorundayız veya er geç baskıcı bir hükümeti başımızdan atma gücünü kaybedeceğiz” cümlesi bana değil Friedrich Hayek’e ait. Yeni ve yerel olmayan bu tespit, iktidarların kutsadığı demokrasiye cesurca atılan bir taş gibidir. Öyle ki demokrasi bilinen anlamında şeytan gibi bir melektir.

Öğretildiği üzere Demos (Halk) kelimesi ile Kratos (iktidar) kelimesinin birleşiminden türeyen demokrasi Halkın İktidarı gibi ulvi bir anlama bürünmekte. Böylelikle kralın, despotun ya da seçkinlerin elindeki hükmetme yetkisinin temsilcileri aracılığıyla halka geçtiği illüzyonu yaşanmakta. Bu illüzyonun yarattığı “trajik yanılgı, demokratik usullerin benimsenmesinin hükümetin gücü üzerinde ki bütün diğer sınırlamalardan vazgeçmeyi mümkün kıldığı idi”. Oysa ki özgür bir toplumda hükümetin kaynağı kadar önemli olan bir diğer husus  hükümetin zorlayıcı yetkileri üzerine koyulması  gereken sınırlardır.

 

Demokrasiyi ortaya çıkaran despotizm karşıtı ideallere halel getirmeksizin, hukuk ile sınırlandırılmış iktidarı tarifleyen Demarşi bugünlerde daha fazla düşünülmelidir. Kelimenin kökeninde Demos’u tamlayan Archein fillikurallara kayıtlı hükümeti  vurgulamaktadır. Çünkü kaynağı ne olursa olsun mutlak güç ferdi özgürlüklerin giyotinidir.

Prof. Can Aktan’ın tespiti ile,  Siyasal İlgisizlik, Siyasal Bilgisizlik, Siyasal Unutkanlık,Siyasal Miyopluk, Çoğunluk Despotizmi,Plütokrasi, Lider Diktası, Elitizm ve Oligarşinin Tunç Yasası, Bağımlı Yargı,Yozlaşma Eğilimli Siyasal Güçgibi faktörler Demokrasi karşısında Demarşi’yi zaruri kılmaktadır.

Demokrasilerin zaman içinde Demarşilere evrilmesi iktidarı denetleyen ve iktidarı sınırlayan, birbirinden bağımsız yapıları gerekli kılacaktır. Oysa ki “ileri demokrasi” nin  yerel tariflemesin de fütursuz bir merkezi güç vurgusu yapılmakta. Kadir-i mutlak iktidar örgüsü yaratmak için yönetimin ve denetim dengesi şeklinde  kaygı rafa kaldırılmaktadır. Gelişme, büyüme, zenginleşme gibi göreceli vaatlerle, özgürlük, adalet gibi haklardan feragat beklenmektedir. Klasik demokrasi organizasyonlarının bile  muhafazada yetersiz kaldığı ferdin varlığına doğrudan bağlı  değerler, ertelenebilir hatta vazgeçilebilir addedilmektedir. Kökeninde değer kavramının toplum ya da üst bir otorite tarafından belirlenebileceği yanılgısına dayanan bu eğilim, iktidarını da biçimlendirdiği yeni değerler zincirine dayandırmaktadır.

Güzel bir Yunan kızına benzetilen Demokrasiyi  kusurlarından ayırmak için, sosyalizme, liberalizme, muhafazakarlığa peşkeş çekmek, mutsuz ve dejenere birlikteliklere neden olmakta. Üstelik ideolojilerin özgül değerleri de böyle bir birliktelikle gölgelenmektedir. İnsanoğlu kavramlara kutsiyet atfetme yanılgısıyla tartışılmak kılınan, ne var ki  demokrasinin genetiğinde var olan problemler, demarşiye doğru bir evrimle bertaraf edilebilir. Böylelikle her şeyi bilme, kontrol etme ve yönetme hevesinin neden olduğu  Frankenstein demokrasi anlayışları da tarihe gömülecektir.

İktidar olunca kutsal demokrasi tacını başına takanlar “milli irade” tarafında vahyedilen dünyevi bir peygamberlik yanılgısına düşmekte, muhalif olmak ise vahiyden mahrum kalmanın kıskanç sığlığına hapsolmaktadır.  Hal böyleyken siyasi akla takılan demokrasi prangasını tartışmak için Demarşi zannımca en doğru başlangıç noktasıdır.

Kaynaklar;

1)      Hukuk, Yasama ve Özgürlük, Friedrich A. Hayek, İş Bankası Yayınları

2)      http://www.canaktan.org/politika/demokrasi/demarsi.htm