Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Demokrasi kutsal değildir. Olmadığı gibi de kutsiyet zırhına büründürülmesi ona en büyük zararı verir. Kutsallığın, kaynağı inanca göre Tanrı, toplum yahut bireydir. İnsan hayatı, üçü içinde kutsal olduğundan evrenseldir. Ancak Demokrasi Tanrısal değildir, toplumdan topluma çeşitlilik gösterir ve her birey tarafından farklı yorumlanabilir. Bu durumda evrenselliği dahi kuşku götürür.
Demokrasinin doğduğu eski Yunan’da, yurttaşların kendilerini tümüyle kamu hizmetine adamaları sözkonusuydu. Savaşta kanını, barışta zamanını Devlete verirdi. Bu formülün gerektirdiği siyasi katılım derecesi o denli yüksekti ki, siyasal şişkinlik ekonomik zayıflığa yol açıyordu. Bu sebeple Aristotales insanı siyasal bir hayvan olarak niteler. Bireysel özgürlüklerin gelişmesi bunun çok değiştirmedi aslında. Demokrasi dünya genelinde hakimiyetini ilan ettiği yirminci yüzyılda yeknesak bir tanımlamaya sahip olmamakla beraber lafzi bir kutsallığa erişti. Artık Demokrasi Nomina Numina, Tanrısal bir isim statüsüne erişti.