Demokrasi Kutsal Değildir. (Demokrasi Üzerine Yazılar -1-)

IMG_0272.JPGSon söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Demokrasi kutsal değildir. Olmadığı gibi de kutsiyet zırhına büründürülmesi ona en büyük zararı verir.  Kutsallığın,  kaynağı inanca göre Tanrı, toplum yahut bireydir. İnsan hayatı, üçü içinde kutsal olduğundan evrenseldir.  Ancak Demokrasi Tanrısal değildir, toplumdan topluma çeşitlilik gösterir ve her birey tarafından farklı yorumlanabilir. Bu durumda  evrenselliği dahi kuşku götürür.

Demokrasinin doğduğu eski Yunan’da, yurttaşların kendilerini tümüyle kamu hizmetine adamaları sözkonusuydu. Savaşta kanını, barışta zamanını Devlete verirdi. Bu formülün gerektirdiği siyasi katılım derecesi o denli yüksekti ki, siyasal şişkinlik ekonomik zayıflığa yol açıyordu.  Bu sebeple Aristotales insanı siyasal bir hayvan olarak niteler. Bireysel özgürlüklerin gelişmesi bunun çok değiştirmedi aslında.   Demokrasi dünya genelinde hakimiyetini ilan ettiği yirminci yüzyılda yeknesak bir tanımlamaya sahip olmamakla beraber lafzi bir kutsallığa erişti. Artık Demokrasi  Nomina Numina, Tanrısal bir isim statüsüne erişti.

Okumaya devam et

Gün gelir Demokrasi de tükenir.

Demokrasilerde çareler tükenmez demiştizamanında malum siyaset erbabı. Haklıydı da bir bakıma, demokrasinin dinamizmi, kendini yenileyebilme kabiliyeti, çoğulculuğu, her derde alternatif çarelerin yeşermesine olanak tanıyor.   Ne var ki demokrasi de kusursuz ve ölümsüz  değil sonuçta. Çoğulculuğu, çoğunluğa karşıgüçsüz. Bu zaafiyeti  dinamizmini öldürüyor ve atalete mahkum ediyor onu. Dinamizmini yitirdiğinde ise kendini yenileyemez hale geliyor, tükenmeye yüz tutuyor.  Aslında bunu fark etmek zor değil ancak “istikrar” sanki demokrasinin bir üst aşaması gibi zuhur ediyor bu noktada. Demokrasiyi çizgisel bir süreç olarak gördüğünüzde böyle bir algının oluşması doğal.  Oysa ne demokrasi ne de hayatın kendisi düz bir rota takip etmiyor.  Ondan beklenen de bu değil zaten. Yeni yollar çizebilmeye, yoldan çıkmaya, yol açmaya olanak tanıması. Bu da ancak farklılıkları bünyesinde barındırması ile mümkün.  Basit bir saygı söylemi kurtarmıyor demokrasinin “namusunu” aksine saygı duymadığı, sevmediği şeylere de tahammül edebilmeyi, tahammül edebilmenin ötesinde muhafaza edebilmeyi gerekli kılıyor. Olumlu anlam da mahalle baskısının gelişmesi bekleniyor.

Okumaya devam et