
Prag Treni
Gitmeleri düşünüyordum uçağımı beklerken. Gitmek kolay da, dönmemek sanırım marifet diye geçti içimden. Farkındaydım, çoktan geldi gitmenin zamanı. Yaşadığım da işte bu gidememenin ızdırabı. Hala son bir sigaranın, son bir kadehin, son bir selamın, son bir bahanenin hesabındayım. İnkar etsem de varlığını, umut bir köşede gözlerini dikmiş üzerime. Varlığını hissetmek dahi engel oluyor bilinmeze doğru yol almaya. Koca Marks yanılıyor, kaybedeceğimizi söylediği prangalar bizi bir şekilde hayata bağlayan zincirler aslında. İşimiz, eşimiz, çevremiz dört koldan tutunduruyor bizi boşlukta. Boşlukta hissediş halimiz de biraz da bundan. Ayaklarımız yerden kesilmiş kollarımızda, bacaklarımızda hatta boğazımızda ilmekler, kalın urganlar. Canımızın yanması boğulmamız da bundan. Konfor alanı dedikleri saçmalık güvenli bir konforsuzluk alanı aslında. Birşey olsun, bir yol, bir kapı. Hiç olmazsa bir zaman parçası uzaklaşayım yorucu gerçekliğimden istiyorum. Okumaya devam et
