ÖZLEMEK (1)

IMG_0499Çok büyük değildi valizi.  Uçakta kabin bagajı dedikleri ebatta. Hazırlaması da taşıması da kolay olanlardan. Sahip olduğu herşey o valize sığdıktan sonra fazlasına ihtiyacı da yoktu zaten. Taşıyabileceği yük de bundan fazlası olmadı hiçbir zaman. On sekizinde ayrıldığında evinden yine bu kadardı tüm eşyası. Sahip olmak istediği bir şey olmadığı gibi kalıp kök salmak istediği bir yer de olmadı. Üniversiteye kaydolduğu günün ertesinde bulduğu iş şehir şehir dolaştırdı onu. Yurtta bir yatağı vardı sınavdan sınava uğradığı, bir de içi hiçbir zaman dolmayan dolabı. Kimseyle küsmeden, kavga etmeden okulu bitirmesinin sırrı da bunda gizliydi. Tabii dört yıllık bölümünü yedi yılda bitirmesi de aynı sebepten oldu. Sonra açıldı yurt dışına, öyle kalıcı değil tabii. İş icabı şehirlerin yerini ülkeler aldı mezuniyetle birlikte.

Bir aktarma istasyonu gibiydi İstanbul onun için. Evi olmadığı halde otelde kalmadığı iki şehirden biri. Diğeriyse iki bayramdan birinde uğradığı memleketi. Merhabası soğumadan hoşça kal dediği değişmez iki uğrak yeri.

Ve yine bir veda vakti, kapı önünde bilindik uğurlama merasimi.

Okumaya devam et

Nisandı, Akşamdı ….

Nisandı, akşamdı,Roma 3

Yağmur yağıyordu, esmer ayakları çıplak bir yağmur,

Yağmur yağıyordu ömrümün ilk Roma akşamında.*

Otelin penceresinden seyrediyordum, ince ince düşen damlaları.  Bir kadın belirdi karşıdaki parkın kapısında. Acele etmeksizin adımlıyordu boş sokağı. Islanmak için dışarıdaydı sanki. Herkes kendine bir şemsiye ararken o saçlarını savuruyordu akşama çöken gri bulutların altında. Birden durdu ve açtı kollarını gökyüzüne. Kendi etrafında dönmeye başladı, başını sağ omzuna  yaslayarak. Penceremi açtım, benimde yüzüme değiyordu artık rüzgarın sürüklediği damlalar. Hayranlıkla izlediğim dansına dudaklarımdaki ıslıkla eşlik etmek geldi içimden. Duyuyormuşcasına sesin kaynağını aradı etrafında kısa bir an. Sonra müziğin tınısının nereden geldiğini önemsemeden devam etti tek kişilik dansına. Okumaya devam et