
Papağan Çarli
Çenesi düşer bazen insanın. Kelimeler son sürat dökülür ağzından. Cümleler devrilir, düşer, kalkar, çarpar ama bir şekilde akar gider. Beyin arkasında kalır çenenin, akıl anlamını yüklemeden daha sözlerin sırtına, dilin prangasından kurtulup alıp başını gitmişlerdir çoktan uzaklara kelimeler. Hal böyle olunca söyleyen dahi ne demek istediğini bilmiyorken duyan kulaklar kendileri yükler kendi anlamlarını uçuşan sözlere. Artık söyleyenin hükmünden çıkıp, dinleyene teslim etmişlerdir kendilerini. Boş yola çıkan kamyonun yolda kasasını doldurması misali. Öylesine söylediğimiz her sözün acıklı akıbeti.
Acıklı diyorum çünkü, eğri gemi doğru sefer olmaz çoğu zaman. Dinleyen yükünü taşıyamazsa çöker kabus gibi insanın üstüne. Söylenen ile söylenmek istenen farklı olabileceği gibi, anlaşılan ile anlaşılmak istenen de farklı olabilir neticede. İletişimdeki dört benzemez pokerdeki beş benzemezden daha kötüdür her seferinde. Herkes kaybeder, kazanan yoktur ortada.