İrem’in Sırrı

image1

İrem’in Sırrı Bu Kürede Gizli

Alimdi Şeddad, devrinin en büyük kütüphanesi onundu. Sırrını çözmek için dünyanın, her taraftan bilgeleri toplardı şehrinde.

Zalimdi Şeddad, gülmezdi yüzü. Affetmezdi hataları, akılsızlıkları. İnanmazdı duygulara, insan şaşarsa akıl yolundan bedelini ödemeli derdi her zaman.

Mağrurdu Şeddad, eğmezdi başını kimseye, sorgulatmazdı kudretini. Gücüne boyun eğmeyeni ezer geçerdi ordularıyla.

Yüce hükümdarıyken kavminin, gönlünü hoş tutmak için hediyeler yağdırırdı komşu ülkelerin hakanları ona. Mücevherler, kumaşlar, cariyeler. Hiçbirinde gözü olmasa da, üstünlüğünün nişanesi olarak kabul ederdi hediyeleri. Doğum gününe günler kala yine başlamıştı civardan hediye kervanları gelmeye. Berkandeler’de katar katar yolladıkları mücevhere bir de cariye eklemişlerdi, Şeddad’a sunulmak üzere. Öteki cariyelerden farklı olarak Hünkara yazılmış mektup vardı onun elinde.

Okumaya devam et