Ay’a Mektup

IMG_4342

Mektup

Sevdalı Ay’

Bir akşam üstü posta kutumda bulmuştum mektubunu, faturaların arasında. Adresimi nereden bulduğunu, neden beni seçtiğini bilmiyorum hala. Bir kez olsun da sormadım sana. Yazdığın her satıra sorgusuz inandığımdan, hiç tanışmadığımızı söylemen yetti bana. “İyi ki” dedim bıraktım orada. Hatta öyle ki zarfın köşesine gönderici olarak adının ilk hecesini yazdığını düşünmeden, Ay’dan geldiğine mektubunun hazırdım inanmaya. İçinden çıkan şiirdeki gibi ay ışığının altında, dalga seslerini duyarak okudum defalarca. Sonuna düştüğün o uzak adresteki posta kutusuna cevap göndermek artık farzdı boynuma. Bir kenara itip masamdaki bilgisayarımı, tıpkı senin yaptığın gibi beyaz bir kağıda dolma kalemle işledim sözcüklerimi. O zamana dek çirkin ve okunaksız bulduğum el yazım, nakış gibi geldi gözüme. Tek sayfa israf etmeksizin, tek seferde hatasız ve hesapsızca kuruldu cümlelerim ardı ardına. Benden başka kimsenin duymadığını bildiğim melodiyle, bir başıma dansa başlamıştım mürekkep izlerinde. Sabah heyecanla postaneye koşuşum, yazacağın cevapla dansıma eşlik edip etmeyeceğine olan merakımdandı aslında.

Okumaya devam et

Ses, söz, dil

wp-20150508-003-E076-7CC6-F2E9İnsan, beyninin sol yarısındaki Broca ve Wernicke alanları sayesinde anlamlı seslerle kendini ifade edebilmekte. Biraz arkada kalan ve biraz daha büyük olan Wernica kavramamızı, öndeki Broca ise sözcükleri kullanmamızı sağlar. Bu da kavrayışla ifade arasındaki bilimsel ilişkinin bedendeki karşılığıdır.

Bir rivayete göre Afrika’nın güneyindeki kabilelerin geniş savanalarda avlarını ürkütmeden birbirlerinden bilgi alıp vermek için çıkardıkları çıt sesleri ile başlamıştır dilin serüveni. Bir başka rivayete göre ise erkeklerin dişilere yönelik çıkardığı seslerle. Sonuçta sözden önce ses vardı herşeyin evvelinde.

Okumaya devam et