Bir Umuttur Yaşatan İnsanı

masa 2.JPG

Gece ve Masa

Öğrenci tayfasının eksiksiz kampüste olduğu yegane dönemdi şenlik zamanları. Derse yetişmekten ziyade konserlere yetişmekti kaygımız. Bulutsuz günlerimize olan özlemimizi dindirmek için, kavrulma  pahasına da olsa güneşin altında, erkenden yer tutardık konser alanında. Ama o zamanlar hissettiğimiz hiçbir özlem, o günlere şimdi duyduğumuz özlem kadar büyük değildi. Onca kalabalık içinde sanki bir başımızaymışcasına bağırıyorduk avazımız çıktığınca “Her nefes alışımız bayramdı”. Daha yirmi olmamışken yaşlarımız ve damarlarımızdaki kan deli deli akarken, bize hergün bayramdı nasıl olsa.
Bekledik, elimize sazımızı alacağımız günleri ne de olsa bir umuttu yaşatan insanı o günlerde de tıpkı şimdi ki gibi. Fark edemedik asıl o çağlarda kendi türkümüzü çalabildiğimizi, büyüdükçe başkalarının şarkılarında ara nağme olmaya mahkum olacağımızı. Çayın suyu boyunu aşmadan, boyumuzu aşan işlere kalkıştık çok defa, alıp alıp boyumuzun ölçüsünü, yitirdik cesaretimizi, olgunlaştık yalanıyla kandırdık kendimizi.

Okumaya devam et

Kırmızı Kar

2272850950_c3f8386999_o

Kırmızı Kar

Test çözmeye ara verip kalktı yerinden Yağız. Dikilip pencerenin kenarına başını yasladı soğuk cama. Yağan karı izlerken ne kapının tıklamasını duydu ne de usulca içeri giren anneannesini farketti. Beyaza bürünen yollara bakıp iç çekti derinden. Elinde tepsiyle odanın kapısından süzülen yaşlı kadın gördü onun hüzünlü halini. Torununun ders çalıştığı masaya bıraktı tepsideki çayı ve fırından yeni çıkardığı kurabiyeleri. Arkasından yaklaşıp sarıldı omzuna.

–  Hala kardan adam yapmadın dedenle bana. Ne o küçük bey büyüdün mü yoksa artık kardan adam yapmak için.

– Büyüdüm anneanne. Büyürken de hep beyaz yağdı kar. Hiç kırmızı yağmadı.

Kederli bir şaşkınlığa düştü anneanne. Baktı yüzüne buğulu gözlerle torununun. Yağız devam etti.

Okumaya devam et