Ha bugün ha yarın derken başladı hükümet görüşmeleri. Her parti bir çizgi çekti kendine kırmızı diye isimlendirdiği. Ama hiç birinin kırmızı çizgisi vatandaşın önüne konulan faturadan geçmiyor. Malum, devlet aygıtı verdiği(!) hizmetin bedelini vergi ile faturalandırır. Ancak meclisteki partiler ne seçim vaatlerinde ne de seçim sonrası koalisyon koşullarında bu faturayı dile getirmez. Nasıl olsa vatandaş bunu ödemeye razıdır. Eh hal böyle olunca da tüm hesaplar toplanan bu paranın harcanması üzerine yapılır. Asgari ücreti şu kadar yapıp, bu kadar ikramiye verip, şöyle sosyal yardımlar yapacağız diyerek Robin Hood misyonu yüklenir devlete. Yalnız unutmayın ki bizim Robin sadece zenginden değil herkesten alır vergiyi. Sonra keyfince dağıtır kendinin olmayan o parayı.
Vergiden Kurtuluş Günü
Kahraman Leydi Godiva
Devle
tlerin, sahip oldukları yasal güç kullanma hakkına dayanarak, ülke sınırları içinde yakaladıkları herkesten doğrudan ya da dolaylı olarak aldıkları haraç, vergiolarak bilinir. Devlet kendisinden beklenen hizmetlerin ötesinde, üzerine vazife olmayan bir yığın konuda yapacağı gereksiz ve pahalı harcamaları finanse edebilmek için ülke tebaası ve hasbel kader o ülkede bulunanların kazançlarına ortak olur. Özetle hepimiz yılın yarıdan çoğunu kendimiz için değil, nefesini her an ensemizde hissettiğimiz Devlet için çalışırız. Tabii ki bize mahsus bir durum değil bu. Her devlet için aynı şekilde işlemekte bu çark. Ama kimi devletler ya gözleri daha tok olduğundan ya da üzerlerine vazife olmayan işlere bulaşmadıklarından daha az vergiyle yetiniyorlar.