Özleyemeyişim…

IMG_0960

Babaocağı

Arabadan dışarı adımımı atar atmaz karşımda gördüm onu. Bir hamle ile sımsıkı sarıldı bana. Kokumu çekiyordu içine saçlarımı okşarken. Öperken beni yanakları yanaklarıma değdikçe ıslaklığını hissediyordum gözyaşlarının. Tek kelime etmeden özlediğini haykırıyordu bana. Oysa ben utanıyordum o an kendimden, özleyememişliğimden.  Avuçlarının içine yerleştirdiğinde yüzümü benimde gözümlerinden birkaç damla yaş süzüldü. İçim acıyordu, yitirdiğim duygulara ağıttı benimki. Kimse bilmiyor, herkes hasrete yoruyordu halimi.

Bildiğim tüm anlamlarını unutup, herhangi birine ya da herhangi birşeye özlem duymaktan vazgeçmiştim doğduğum şehri terk ettiğim ilk gün. Bazı kelimeler vardır ya karşılığını zihninde tarifleseniz de gönlünüzde anlamını bulmadıkça anlayamazsınız. Gurbette geçen onca yıla rağmen eksik kaldı hissi karşılığı hasretin. Kim bilir belki de dayanılmaz sancısından korktuğumdan hapsettim içimde bir yerlere bu duyguyu. Gitmelerin kolaylığı, dönüşlerin zorluğu bundan olsa gerek. Açılmayan telefonlar,  bakılmayan resimler, okunmayan mektuplar da aynı sebepten mütevellit. Geride bırakılan bir isim bir mekan bir tanıdık olmadı hiçbir zaman.  Geride bırakılan an, anı ve hislerdi her zaman

Dizinin dibinden ayırmadı saatlerce beni. Yıllar evvel yitirmemiş olsaydı ses tellerini, ayrı kaldığımız her günü anlatırdı kuşkusuz. Babamı anlatırdı ansızın göçüp gidişini. Okyanusların ötesine haber veremeyişlerini. Kızmadığını söylerdi bana, kızsa bile vaktiyle, şimdi herşeyin geçtiğini.

Bir vesile çıktım evden dışarı. Tanıdığımı sandığım caddede yürüdüm. Tanıdığımı sandığım insanlarla selamlaştım. Bir kaç çayı içtim ikram edilen. Eskileri dinledim, kahramanı olduğum yaramazlıkları. Kalan çocukluk arkadaşlarımdan, göçen çocukluk arkadaşlarımı. Gülüşümle kovaladım zihnime üşüşen cümle düşünceyi. Akşamı ettim bir şekilde.

Kalabalıktı o gece ev. Bütün ışıkları yanıyordu babaocağının. Her odada öbek öbek insancıklar vardı, gelişimin şerefine. Bildiklerimden fazlası katılmış aileye. Bildikleriminse yüzü değişmiş geçen zamanda.  Kimi merakla süzüyordu beni, kimi sitem, kızgınlıkla. Özleyen var mıydı annemden başka anlayamadım bakışlarından, çünkü bilmiyordum özlemle nasıl bakılacağını.

Yaza yakışmayan serinlikteydi gece. Çok geçe kalmadan çekildi herkes evine. Balkonl.cda kasabanın meydanını izledim bir süre. Yaşlı kestane ağacı dışında herşey farklı geldi gözüme. Göğe kaldırdığımda başımı yıldızları hatırladım. Neredeyse kırk sene önce bıraktığım yerdeydi hepsi. Göz kapaklarıma çöküyordu uyku. Annem dokundu omuzuma. Eski odama götürdü beni elimden tutarak. Yatağa girmemi bekledi. Üzerimi örtü. Başımı okşadı. Gülümseyerek çıktı. Kapıyı kaparken gülüşü, zihnimindeki kilitli tüm sandıkların anahtarı oldu bir anda. Yastığa gömdüm başımı. Üzerimdeki battaniyeyi kokladım. Çocuk oldum. 13 yaşında, ergenliğin arifesinde bir çocuk. Baştan ayağa ıslanmış gibi ürperdi ruhum. Damağımda da dimağımda da benzer bir tat belirdi. Boğazım düğümlendi. Kendime sarıldım. 55 yaşındaki bedenim 13 yaşındaki ruhumu sardı. Fısıltımı duyan bendim, “özledim”.

Yasaklı sözcüklerimdendi oysa bu. Yasağın ötesinde unutulmuştu çok zaman önce. Şimdi zindanından kaçıp kurtulan mahkum gibi ürkekçe döküldü dudaklarımdan. Önce ve en çok kendimi özlemiştim ben. Çelik zırhlara sardığım, maskeler arkasına sakladığım, benden bile gizlediğim benliğimi. Onu son gördüğüm yerde, onu son uyuttuğum yatakta kurtuluşunu ilan etti. Yahutta ben bahşettim ona özgürlüğünü, tutsak ettiğimle aynı yerde.

Çocuk gibisin demişti vaktiyle sevgilim bana. Bilemezdi, en masum hislerimi çocukluğuma emanet edip gurbete gittiğimi. Ve bilmedi hiçbir zaman benimde ağlayabildiğimi. İşte bugun kurudu sandığım göz pınarlarıma önce birkaç damla su yürümüştü seneler sonra ilk defa. Şimdi gecenin zifiri karanlığında ağlayabiliyordum vuslatımda. Üstelik hıçkıra hıçkıra. Ne muhteşem bir kucaklamaymış meğer insanın kendisini sarması.  Bitmesin gece, güneşle son bulmasın bu an diye dualar geçti içimden.  Bir vakit sonra kapım aralandı. Sesiz sandığım haykırışlarım duyulmuştu anlaşılan.   Doğruldum yatağımdan “Özledim annem” dedim “seni, evimi, yatağımı yastığımı herşeyi. Tıka basa özledim annem” .

 

Özleyemeyişim…’ için 2 yanıt

hayatguzelse için bir cevap yazın Cevabı iptal et