Yalan Hayaller

Kadıköy İskele

Kadıköy İskele

Hayaller insanın kendine söylediği yalanlardan ibarettir derdi amcam. Babamda yalanlar peşinde heder etmişti hayatını ona göre.  Benim de onun gibi olmamam gerektiğini nasihatledi ergenliğim boyunca. Okumak yetmezdi onun için, birinci olmalıydım sınıfta, arkadaşım dediğim herkes rakibimdi aslında. Onlardan bir soru dahi fazla yaparsam değişebilirdi hayatımın akışı. Boş beleş düşlerle harcamaktansa ömrümü, iyi bir üniversitenin para eder bir bölümünü bitirip biran evvel ailemin sorumluluğunu üstlenmem gerekiyordu. Para ederden kastı iş bulabilmenin kolay olmasıydı ona göre. Annemle ben ona emanettik ama yetişkin bir erkek emaneten sürdüremezdi ömrünü. Hayatını kazanmak deyiminin anlamı buydu, kimseye muhtaç olmamak, minnet etmemek.  Tıp fakültesini bitirdiğimde hiç görmediğim kadar rahatlamış görmüştüm onu. Üstündeki yükten kurtulduğu için sanmıştım ilk anda ama onu rahatlatan bir görev olarak bildiği beni yetiştirme işini başarıyla tamamlamış olmasıydı. Ben fakülteden mezun olup Doktor unvanını alırken, o da önemli bir vazifeyi yüz akıyla başarmış oluyordu. Hayatta zaten onlarca vazifenin birleşmesinden müteşekkildi.  Yoksa bir gün dahi ayrı görmedi beni kendi çocuklarından, annemi de özkardeşinden.

 

Mühendismiş benim babam. Tuzla’da bir tersanede, tekneler, yatlar yaparmış zenginler için. Biz de fakir değilmişiz ama zengin de sayılmazmışız o derece. Annemle lisede tanışmışlar. Şiirler yazmış ona. Bir ona bir de denize aşıkmış anlattığına göre. “Hatta denizi benden çok sevdiğinden bana yazdığı şiirlere bile mutlaka denize dair bir işaret koyardı” der annem. Üniversite kazanmanın şimdikinden çok daha zor olduğu seksenli yıllarda babamın nasıl kazandığına herkes şaşırmış. Sınıfta çok parlak olmayan bu öğrencinin ışığını bir annem görürmüş o yaşlarda. “Hayalleri parlatırdı onun yıldızını” derken hep fısıldadı bana, sanki bir sır verirmiş yahut da yasak bir şey söylermişçesine. Malum amcam sevmezdi hayalleri. O öğretmen babanın subay oğluydu ailemizin. Daha lisede askeri okula giderek çizmişti kaderini. “Hayalindeki meslek miydi askerlik” diye sormuştum sadece bir kez, sertçe yanıtlamıştı beni “Hayalim değil hedefimdi. Hayaller boş, hedefler ise gerçektir insan için. Senin de saçma sapan hayallerin olacağına gerçekçi hedeflerin olmalı”.

Babasızlığın kızgınlığı ile hak verirdim amcama. Gece gündüz çalışmam gerekti benim. Çalışmalı ve anneme karşı evlatlık vazifemi yerine getirmeliydim. Sonra evin erkeği olarak, babamın kaçtığı, amcamınsa emaneten üstlendiği sorumlulukları ben devralacaktım. Kimse tek kelime kötü söz söylemedi açıkça babamın ardından ama amcamın her nasihatı üstü örtülü de olsa babamı hayata dair tüm yanlışlıkların ikonu haline getirdi zihnimde. Annem özellikle ergenlik dönemimde bunu bildiğinden bana hep babamla ilgili güzel anılarını anlatırdı ondan nefret etmemem için. Sessizce dinlerdim onu. Belki de kırmamak için hiçbir şey sormazdım. Ben dinlerken hiç keyif almasam da o her anlattığı hikayeyi adeta yeniden yaşar, mutlu olurdu. Oysa soyadını taşıdığım ailede, babam hariç herkes için mutluluk başarmaktan ibaretti. Kim bilir babam başarabilseydi çıktığı yolculuğu, ailenin kahramanı olacak ve üzerine atılı tüm küçük düşürücü ithamlardan sıyrılacaktı.

Evlenmeden önce anneme onun adını taşıyan bir tekne yapmak istediğini ve onunla balayında dünyanın etrafını dolaşmayı dilediğini söylemiş. Sözünün ilk kısmını düğüne yetiştirmiş, “Defne” ismini verdiği tekneyi hediye etmiş anneme. Hayalinin kalanını gerçekleştirebileceğini kimse beklemiyormuş zaten. Ama o evliliklerinin ikinci yılında Amerikalı bir müşterisine hayalindeki seyahatin sponsoru olmayı kabul ettirmiş. Bu güzel haberin geldiği günün gecesinde ben düşmüşüm annemin rahmine.  Annem benden vazgeçemediği gibi babamın da hayalinden vazgeçmesini istememiş. Sponsoru ile görüşüp seyahati ertelemeyi önerse de babam, annem bunu kabul etmemiş. Bunu bana anlattığında kızmıştım anneme “neden izin verdin gitmesine?” diye. “Bir kere ertelersen hayalini hep ertelersin, bir kere yenilirse gerçeğe hayallerin hep yenilir, yenilmeye alışır. Bunu ona yapamazdım” demişti. Hayal kurmayı bilmediğimden, öğrenmeye de hevesim olmadığından çok anlamlı gelmedi sözleri bana. Hayal kurmak ancak hesapsız hayal kırıklıklarına davetiye çıkarmaktı benim için.  Oysa hedefler hesaplanabilir, yenilenebilir ve telafi edilebilirdi.

Hedeflediğim herşeyi gerçekleştirmiştim ta ki mezuniyet törenine dek. Törende kürsüye çıkan kız üniversite hayatım boyunca en büyük rakibim oldu benim. Kıl payı da olsa bölüm birinciliğini ona kaptırdım sonuçta. Kıskançlıkla izledim merdivenlerden çıkışını. İçimdeki burukluk, hayal kırıklığına en yakın olduğum noktaydı. Ben olmalıydım onun yerinde diye geçirdim içimden. Dersler dışında tek kelime konuşmadığım rakibimin zafer konuşmasını dinlemek zorundaydım şimdi. Salonu süzdü önce bir süre. Yüzünden hiç eksiltmediği gülümsemesiyle başladı konuşmasına;

– Herkese çok teşekkür ederim öncelikle. Hayalime ortak olan herkese. Ama en çok bana bu hayali kurduran babama. Şimdi burada olmayan sevgili babama. Benim mezuniyetimi göremedi, geçen yıl kaybettik onu. Babam kızların okutulmadığı bir kasabada kızını okutan büyük adamdı. Ben daha lisedeyken eve gönderilen görücüleri evden kovardı babam.  Hayatın gerçekleri diye dayatılan herşeye hayalleri ile meydan okuyan, bana da bunu öğreten adam.  Beyaz gelinlik hayali kuran arkadaşlarımın yanında benim beyaz önlük hayalimi yaşatan babam. Başkalarının gerçekliklerine kurban etmiş olsaydık eğer biz hayallerimizi, bugün köyümde kocamın yanında, çocuklarımla olacaktım. Bu diploma sadece benim değil onun da hayaliydi. İnanıyorum ki o  da şimdi benim kadar mutlu cennete. Bana verdiği son ders hayallerin ölümsüz olduğuydu. Bir kez daha haklı çıktı.

Tüm salon gibi bende etkilenmiştim onun sözlerinden. Ama yetmezdi bu güzel sözler beni hayallere inandırmaya. Hala kırgındım ben babama. Hayalleri bile bencilceymiş onun diye düşündüm. Herşeyden vazgeçip çıkabilmiş yola. Ben yapmaz mıydım böyle bir şey yoksa yapamaz mıydım emin değilim. Bir gün annem gibi bende anlayabilirim belki onu. Ama şimdi değil.

(Bitmedi sanki bu hikaye)

Yalan Hayaller’ için 4 yanıt

  1. Nur adlı kullanıcının avatarı

    Cümleleri okurken o anlara gittim. Amcanın sahip çıkması ve hayatının hedef yönünde devam etmesi seni mutlu etti mi merak ediyorum. Tamam istediğin noktaya geldin ama bu senin yaralarını az da olsa sardı diyebilir miyiz?

    Beğen

birkacsatirblog için bir cevap yazın Cevabı iptal et