Delirsem usul usul…

Delireyim diyorum şöyle usul usul, düşünmeyeyim para mara. Atayım kendimi sokağa, üstümde pijama, bir de eski hırka. Yalın ayak baş çıplak. Üşürsem diye korkuyorum, bir de ilaçlarım geliyor aklıma ölürüm diye de korkuyorum galiba. Korkarak da delirinmez ki, kalkıp, giyinmek, şıkır şıkır işe gitmek gerek el mahkum.

Düşünen-Adam-2

Gidiyorum, çalışıyorum her zamanki rutinimde. Bir ara kızıyorum patrona. O da bana kızıyor, herkesin ortasında, toplantı odasında. Yine delireyim diyorum o anlatırken. Daha doğrusu kızarken karşımda hiddetli hiddetli, ben kalkayım masanın ucundan sessizce, çıkayım odadan usul usul. Meydan okumaya gerek yok onca insan içinde, böylesi daha ağır gelir zaten ona. Ceketimi bile almadan çıkayım kapıdan. Kartımı okutmadan atlayayım turnikeden afallasın güvenlikçiler. Çözüp kravatımı atayıp ilk gördüğüm çöp kutusuna.

Üşürüm diyorum sonra. Hava kapalı bugün. Yağmur mu yağacak kar mı belli değil. Belki hiçbiri yağmaz ama illa ki üşürüm ben bu havada. Zaten apar topar çıkınca ilaçlarımı da almayı unuturum yanıma.  Korkuyorum yine ölürsem diye soğukta. Of be, kışın da delirinmiyor ki ağız tadıyla. Bir şey demeden dinliyorum bağırışlarını, ben sustukça sanki daha da yükseliyor sesi. Bir yerden sonra duyuyorum ama anlamıyorum ne dediğini. Sanki bilmediğim bir lisanda kuruyor cümlelerini. Anlayanların başı öne eğik benimse gözlerim hep üzerinde. Yorulduğunda bitiyor azar seansımız, sonrasında da mesaimiz.

Arabaya biniyorum biran evvel gideyim diye eve. Trafik her zamanki gibi mani bu arzuma. Işıklarda arkamdaki benden sabırsız basıyor kornaya.  Dikizden bakıp söyleniyorum kendi kendime. Zaten santim santim ilerliyoruz. Bacağım uyuşuyor dur kalktan. Luzumsuz bir gerginlik var herkeste.  Emniyet şeridinden gelip, yanımdan geçip, ilerde polisi görünce de önüme kıran densiz attırıyor tepemin tasını. Önce sövüyorum ağız dolusu, sonra susup delireyim diyorum yine usul usul.  Kapatıp kontağı ineyim. Zaten ilerlemeyen araçların arasından yürüyerek geçip gideyim. Hayrına anahtarı da bırakayım kontağın üstünde, biri çekiversin kenara. Emniyet şeridi bir işe yarar bak o zaman.

Üşürüm diyorum sonra. Sert esiyor bu yolda rüzgar. Az ötesi köprü uçurur maazallah. Hasta olsam iyi, ölürüm diye korkuyorum. Üstelik ilaçlarım da kalır torpidoda. Korkarak delirinmez ki. Ağır ağır da olsa gideceğim yer evim sonuçta. Sıcak yemek iyi gelir. Üstüne bir çay. Televizyon izlerken uyuklama hayaliyle devam ediyorum yoluma akıllı uslu.

Kapıyı açtığımda kokuları çekiyorum içime. Hayal kırıklı başlıyor o an. Ben ne kadar sevmiyorsam şu kerevizi, hanım o kadar seviyor sanki.  Çıkarıp üzerimdekileri dudak bükerek giriyorum mutfağa, selamsız giriyorum söze, “kereviz mi var yemekte ?” . Selamsızlığıma ayrı kızıyor, kereviz sevmeme ayrı. Seri halde sıralanan cümlelerin hızına yetişemiyorum. Aklımdan çıkıyor açlığım. Usul usul delireyim diyorum o anda. Dönüp çıkayım önce mutfaktan, sonra dış kapıdan. “Nereye” diye seslensin ardımdan. Duymaz zaten kulaklarım. İyi ama çıkarmıştım montu, ceketi. Bu halde çıkarsam dışarı üşürüm. İlaçlarımı da almayı unuturum nasılsa. Korkuyorum yine, korkarak delirinmez ki.  Özür diliyorum sussun diye ama o da nafile. Kereviz yiyerek atlatıyorum krizi, uslu bir çocuk gibi.

Günün sonunda, başladığım yerde yastığa koyunca başımı yeniden düşünüyorum. Ben en iyisi yazın delireyim. Sıcak olur hava rahat uyurum parklarda. Doktor da hak verdi zaten bana geçen seans söylediğimde fikrimi ona. Bekle dedi yazı, “olur da yer bulamazsan parkta gel bizim buraya, yer buluruz sana Mazhar Osman’ın bahçesinde.  Hem yazın boşalır buralar, bir biz kalırız bir de ağır hastalar. Korkma sen bizden sayılırsın nasılsa.” Düşününce hak verdim ona. İçerde delilere katlanmak kolay ama dışarda tahammül etmek ne zor bunca akıllıya. Çıkınca anlıyor insan kıymetini delirmenin.  Yaz gelsin kurtulurum akıl denen illetten sıcak sıcak. Az kaldı bak, yatcam, kalkcam, delircem…

Delirsem usul usul…” için bir yanıt

Aylin Tamakan için bir cevap yazın Cevabı iptal et