Yeni Bir Yolculuk

Ne kadar uzağa gittim diye düşündüm kendi kendime. Okyanusu bile aştım aslında bir keresinde. Ama hep döneceğimi bilerek uçtum. Gittiğim yeri de döneceğim yeri de zamanı da biliyordum her gidişimde. Ergenliğimin büyük cümlelerindendi “dönerse senindir, dönmezse hiç senin olmamıştır”. Hep aynı yere dönüyorsam eğer kimindin ben ? Ya bana ait değilsem ?

“Hiç, birisinin sana sahip olduğunu düşündün mü ya da bir şeyin ?”*

O meşhur filmin iz bırakan cümlesi geldi aklıma.  Ben kime ya da neye aittim ? Yok akla ilk gelen bir başka ezber cümlenin söylediği gibi sahip olduklarımın kölesi değilim. Bildiklerime bağlıyım sadece. Bildiğim yollara, işlere, yerlere, kişilere. Hem de büyük bir sadakatle. Hakikatte ne biliyordum ki öğretilenlerden ziyade ? Öğrendim sandığım ezberlerin ötesin kaç kez geçebildim, yarısından fazlasını ardımda bıraktığım ömrümde ?

Haksızlık etmeyeyim kendime. Heveskar oldum hep öğrenmeye.  Zihnimin değirmeninde öğütüp öğrendiklerimi, ezberlemeksizin içselleştirmeye. Bundan ötürü ne yapacağımı bilerek attım adımlarımı nereye varacağını bildiğim yollarda.  

Oysa her yol ayrımında insan illa ki nereye çıktığını bildiği yolu seçmek zorunda değil ya.  Menzilden vazgeçip bilinmeyene yol almak gerek bazen. Ne yapacağına karar vermese de ne yapmayacağına emin olarak yürümeli. 

Neye güvenerek ? 

Cesaretine mi, gururuna mı ? Gurur mu cesaretin sonucudur,  cesaret mi gururun ? Yani cesur insanlar mı gurur duyar kendileri ile yoksa gururlu insanlar mı cesurca davranırlar ? Belki de her ikisi de. Öğrenmek için yaşamak gerek sanırım. Ezberleri bozarak yaşamak.

Yaşamak…

Göçüp gittiğin de insan bu alemden, bir melek çıkacaksa karşısına hesap sormak için sevaptan günahtan önce “değdi mi” diye sormalı bence. “Yaşadığına değdi mi ?” .  Değdi diyemiyorsan ikinci soru “denedin mi ?” olmalı. 

Denedim mi ?

Ben deneme tahtası mıyım derdim bazı hallerde küçüklüğümde. Oysa hayat denilen şey hep bir deneme hali. Akıbetini bildiğini şeyler dahi tecrübeyle ispata muhtaç. Su bile her yerde 100 derece de kaynamıyor mesela. Bazen ufku gördüğünü sanarak yol alıyor insan bazense bilinmezliğe. Görsen de görmesen yolculuk hali bu, varmak istediğin yere ulaşacağının garantisi yok.

Rumi demiş ya “yeni şeyler söylemek lazım”**. Göçmek lazım olduğun yerden. Belki de evvela kendinden. Benliğini arayan seyyahın yoldaki berduşluğu, şiirin izindeki şairin esrikliğiyle yürümek aheste aheste.

Şu son dönemecini de aşınca gecenin 
Doğacak gün artık gündüze ilişkin değil
Bu ağartı ancak yürekle karşılanabilir
Bütün iş orda işte, ordan usturuplu geçmesini bil…***


Geçebilecek miyim oradan ? Denemeden bilemem…


*Kaybedenler Kulubü
**Mevlana, Mesnevi
***Cemal Süreya, Göçebe
 



Yeni Bir Yolculuk” için bir yanıt

Yorum bırakın