Ne kadar da benziyordu Anneme…

Yine nöbetteyim pencere kenarında. Güneşin doğuşunu bekliyorum, sırf beklediğim birşeyin gerçekleştiğini, birinin geldiğini  görmek için. Şafakta kızıllığını görünce çarpıyor kalbim. Kızıl saçları geliyor aklıma annemin. Sabırsızca göstersin istiyorum bana yüzünü, ısıttsın üşüyen yüreğimi. Oysa dışarısı kuru ayaz. Tutamıyorum kendimi, montsuz çıkıyorum kapıdan dışarıya. Annem görse, kızardı bu halime. Kış bitmedi ki daha, bahar gelsin heryere.…Read more Ne kadar da benziyordu Anneme…

Transhümanizm ve Liberalizm

Ütopyalar çağında yaşıyoruz belki, gelecek artık distopya olarak düşleniyor ağırlıkla. İnsanlığın kendi sonunu kendi elleriyle hazırladığı, felaketine doğru yol aldığı endişesi dolaşıyor fiber ağlarla örülmüş, siber gökyüzünde.  Jules Verne’nin hayallerini aşan, George Orwel’ın korkularını masum kılan, Matrix’in kurgularının ötesinde  bir çağa yol alıyoruz. Üstelik göstere göstere, olanca tantanasıyla İnsanın rasyonel bir canlı olduğunun ötesinden bir…Read more Transhümanizm ve Liberalizm

Kışı Beklerken.

İçimdeki ihtiyar, içimdeki genci çekti bu akşam köşeye.  Demli bir çayın dumanında anlattı ona gelmek bilmeyen kışın hikayesini. Ağır ağır dökülürken her hece dilinden, o geçmesin istiyordu  vakit. Oysa, saklı gençliğim telaşla bekliyordu bitmesini gecenin. Bir yaprak daha kopsun, bir gün daha geçsin dileyen yanım, saat dursun, gece donsun diyen öte yanımda mahsur kalmıştı istemeden.…Read more Kışı Beklerken.

Kendisisin Güneşin…

Şiir, pürüzsüz, yumuşak bir el gibi ruhunu okşar insanın. Müziğin esintisiyle açmışken hayallerimin yelkenlerini hiç tanımadığım bir şairin dizelerine rastladım. İlk kez  Türkçe dışındaki bir şiir beni bu kadar etkiledi. Önce sadece paylaşmak istedim, sonra haddimi aşıp Türkçe'ye çevirmeye çalıştım. Şair Arthur Gorges ve Tanrı affetsin beni. Naçizane tavsiyemdir, mısraları okurken Eventia Reboutsika 'ın "We will…Read more Kendisisin Güneşin…

İrem’in Sırrı

Alimdi Şeddad, devrinin en büyük kütüphanesi onundu. Sırrını çözmek için dünyanın, her taraftan bilgeleri toplardı şehrinde. Zalimdi Şeddad, gülmezdi yüzü. Affetmezdi hataları, akılsızlıkları. İnanmazdı duygulara, insan şaşarsa akıl yolundan bedelini ödemeli derdi her zaman. Mağrurdu Şeddad, eğmezdi başını kimseye, sorgulatmazdı kudretini. Gücüne boyun eğmeyeni ezer geçerdi ordularıyla. Yüce hükümdarıyken kavminin, gönlünü hoş tutmak için hediyeler…Read more İrem’in Sırrı

Gitmeleri Düşünüyorum

Gitmeleri düşünüyordum uçağımı beklerken. Gitmek kolay da, dönmemek sanırım marifet diye geçti içimden. Farkındaydım, çoktan geldi gitmenin zamanı. Yaşadığım da işte bu gidememenin ızdırabı. Hala son bir sigaranın, son bir kadehin, son bir selamın, son bir bahanenin hesabındayım. İnkar etsem de varlığını, umut bir köşede gözlerini dikmiş üzerime. Varlığını hissetmek dahi engel oluyor bilinmeze doğru…Read more Gitmeleri Düşünüyorum

Özleyemeyişim…

Arabadan dışarı adımımı atar atmaz karşımda gördüm onu. Bir hamle ile sımsıkı sarıldı bana. Kokumu çekiyordu içine saçlarımı okşarken. Öperken beni yanakları yanaklarıma değdikçe ıslaklığını hissediyordum gözyaşlarının. Tek kelime etmeden özlediğini haykırıyordu bana. Oysa ben utanıyordum o an kendimden, özleyememişliğimden.  Avuçlarının içine yerleştirdiğinde yüzümü benimde gözümlerinden birkaç damla yaş süzüldü. İçim acıyordu, yitirdiğim duygulara ağıttı…Read more Özleyemeyişim…

Ben Diyojen

Benim adım Diyojen. Çoğunuz bilmez adımı. Bilmeniz de çok umurumda sayılmaz aslında. Değil siz, kaç kuşak evvel atanız dahi doğmadan Sinop civarlarında gelmişim dünyaya. Babam zengin bir sarrafmış aslında lakin sürülmüşüz Atina’ya. Anam, babam bir de kölemiz Manes. Gerçi kaçtı çok geçmeden köle. Kovala getir onu dediler bana. “O ben olmadan yaşamayı göze alabiliyorsa ben niye…Read more Ben Diyojen

Hayallerden Hikayelere …

Büyükannem hikayeler anlatırdı bana küçükken. Çok bilinen masallar değildi dilinden dökülenler. İlla ki bir köşesinden değmiş olduğu yaşanmışlıkların edebiyatını paylaşırdı benimle. Büyülenmiş gibi dinlerken onu, özenle seçtiği sözcüklere arasına salıncak kurar, hayalle gerçek arasında sallanırdım aheste aheste. Kapanırken göz kapaklarım, düşler alemine doğru açılırdı yolum. Gündüz uykularını geride bıraktığım çocuk yaşlarımda, gündüz düşleri ile tanıştım…Read more Hayallerden Hikayelere …

Küreselleşmeye Gidiş; Beşiktaş, Nasıl Türk Chelsea’si Olmayı Hedefliyor ?

Beş yıl önce İstanbul’un üç büyüğü - Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş - iki büyük haline gelecekmiş gibi görünüyordu. Beşiktaş 250 milyon £ borç, 142 adet dava ve Avrupa kupalarına katılımının askıya alınması ile mücadele ediyordu. Fikret Orman, 2012'de Beşiktaş'ın başkan seçilmesinin ardından "Başkası bu kulübü yönetmek istemedi, çöküşün eşiğindeydik" dedi ve muhtemelen haklıydı. Fakat beş…Read more Küreselleşmeye Gidiş; Beşiktaş, Nasıl Türk Chelsea’si Olmayı Hedefliyor ?