Vukuu, şüyuundan beter

Şüyuu vukuundan beter deyimi, bir şeyin söylentisinin gerçeğinden kötü olduğunu ifade eder. O melun gecede gördüklerimiz deyimi tersten okuttu bize, anladık ki yaşadığımız vaka, yıllardır dolaşan şayiasından betermiş. Nüfusun % 90’ı 1960 darbesini yaşamadı, ülkenin başbakanının darağacındaki resimlerini gördü sadece.   %80’e yakını 1971’den sonra doğdu, ders kitaplarında yazmıyordu askerin muhtırası, öğrenemedi. O yılları hep seksen…Read more Vukuu, şüyuundan beter

Bir meydana kurban ettik parkımızı

Ağaca seslenerek der ki şair; Fakat eğer sen Bizimle beraber Kaydırak oynamasını bilseydin Seni daha çok severdim. Beton kaydıraklar vardı çocukken oyun oynadığımız parkta.  Az ötelerinde at kestanesi ağacı, berisinde ıhlamur, aşağısında çam. Gelip ne kaydıraktan kaydılar bizimle, ne salıncağa bindiler yahut da tahterevalli de karşımıza oturmuşlukları  yoktur bir kez olsun bile. Yine de, saklambaçlarımızda…Read more Bir meydana kurban ettik parkımızı

“Biz Romanya Değiliz”

Geçenlerde sevdiğim bir arkadaşım facebook’unda paylaşmıştı sanırım, “ABD de seçim sonucu ekonomik ve politik olarak dünyayı ilgilendirdiğinden biz de bu seçimlerde oy kullanmalıyız.” mealinde bir cümleyi. Böyle bir olanak olsa, dünyanın geri kalanının seçimlere ABD seçmeninden daha yoğun katılım göstereceği muhtemeldir. Oy veremeyecek olsak da önseçim sürecinin bile yeterince ilgi gördüğü aşikar.  Önceki seçimlerden farklı…Read more “Biz Romanya Değiliz”

Zarfta Değil Marifet Mazrufa Bakmak Gerek

Yazıya meftun olanların ilk göz ağrısıdır mektup.  Modern zamanın elektronik postaları gibi değildir.  Kalem illa ki kağıtla buluşmalı, mürekkep beyaz zeminde kendine yol bulmalıdır. Dili lal olsa da insanın kalemi  lafzen olabilir. Ağzından dirhemle söz dökülen, kağıda çağlayabilir. Meşe mazısından yapılan soluk mavi mürekkep, kıvamını ancak kalbin imbiğinde bulur. El dediğimiz uzvumuz vesile olur. Toprağın…Read more Zarfta Değil Marifet Mazrufa Bakmak Gerek

Mart; Kediler ve İnsanlar

Arafta kalmış bir ay gibi gelir Mart bana. Hani böyle ne kıştan ayrılabilmiş ne de bahara kavuşabilmiş misali. Kapı aralığından baharın sıcaklığını görüp de kışın soğuğunda titretmeye devam eder.  Mevsimlerin savaş meydanıdır bir nevi,  adını aldığı Mars'ın hakkını  verircesine. O Mars ki Zeus ile Hero'nun oğlu,  Yunanlı Ares'in Romalı muadili, mitolojik savaş tanrısı. Kış ile…Read more Mart; Kediler ve İnsanlar

Yaza İnat Kışı Sevmek

Çocuklar dışında bir de kışın doğanlar sever herhalde kış mevsimini. Büyüdükçe ekseriyet, yazın denizlerin beyazköpüğünü, kışın beyaz karına tercih etmeye başlar. Nostaljik özlemlerden ibaret, çerçevelere hapsolur kışın güzelliği.  Benim gibi azınlıkta kalanlar bir türlü izah edemez kışı neden sevdiklerini. Kar daha düşmeden toprağa, ayazı gelir havaya. Atkı, bere, bot, eldiven ne varsa artık, kat be…Read more Yaza İnat Kışı Sevmek

Hak mıdır başkasına acımak ?

"Gazeteciyi tutuklamışlar" diye söyleniyordu vapurdaki teyze. Oysa pek severmiş onu. Bütün belgesellerini izlemiş. Çok okumasa da yazdıklarını, yazık olmuş çocuğa. Çocuk dediği  ellisini aşmış aslında. Televi zyonda son dakika geçmeden sosyal medyaya düştü haber. Yerde yatan beyaz ceketli adamı vurmuşlar ensesinden. Üstelik çatışmayın, savaşmayın, kurşun sıkmayın dedikten dakikalar sonra, söylediklerine nazire yaparcasına. Buzlanmış görüntüye bakıp…Read more Hak mıdır başkasına acımak ?

Vazgeçsek kendi savaşlarımızdan

Yaşama savaşı, ekmek kavgası derken hep bir kavga gürültüye teslim olmuşuz. Tırnaklarımızla kazıya kazıya  gelmişiz bir yerlere. Durmamışız kazanımlarımızı koruma mücadelesi vermişiz . Yetmemiş, kuyumuzu kazanlarla, arkamızdan iş çevirenlerle, bizi çekemeyenlerle, haset edip kıskananlarla, kızanlarla sürdürmüşüz sonu gelmez harbimizi.  Sevenimiz kadar sevmeyenimiz de  olmuş, olmasa da zaten hayatın kendi yükü yetmiş ayakta kalma kavgasına tutuşmamıza.…Read more Vazgeçsek kendi savaşlarımızdan

Gün gelir Demokrasi de tükenir.

Demokrasilerde çareler tükenmez demiştizamanında malum siyaset erbabı. Haklıydı da bir bakıma, demokrasinin dinamizmi, kendini yenileyebilme kabiliyeti, çoğulculuğu, her derde alternatif çarelerin yeşermesine olanak tanıyor.   Ne var ki demokrasi de kusursuz ve ölümsüz  değil sonuçta. Çoğulculuğu, çoğunluğa karşıgüçsüz. Bu zaafiyeti  dinamizmini öldürüyor ve atalete mahkum ediyor onu. Dinamizmini yitirdiğinde ise kendini yenileyemez hale geliyor, tükenmeye yüz…Read more Gün gelir Demokrasi de tükenir.

Bu kez bölsek oyları ne olur ?

Bir kez de bölsek oyları ne olur? Öyle üç dört partiye değil  ama sağlam bölsek, parça pinçik etsek. Kimseye böbürlenip büyüklenme fırsatı vermesek. Aksine tüm kuru gürültüleri kesecek bir şeye sebep olsak.   Kürsülerde bas bağıranları susturup sessizliğin huzurunu hatırlatsak ne olur? 1999'da ilk oyumu kullandığımda bu kadar değildi. Ama ondan sonraki her seçimde gür bir…Read more Bu kez bölsek oyları ne olur ?