“Evet” (% 50.16), “Hayır” (% 49.84)*

1961 den bugüne altı kez referandum sandığı kurulmuş ülkemizde. Yedincisi de kurulmak üzere. Dördünde muktedirler istedikleri sonucu almış, 1987 ve 1988 de yapılan referandumlar da ise iktidarın istediği sonuç çıkmamış. 30 yıl önce 1987 en yüksek katılımlı (%95) referandumda sonucu  % 0,32 lik (75 000 oy) belirlemişti. İçinde bulunduğumuz dönemi hariç tutarsak, en sert propagandanın…Read more “Evet” (% 50.16), “Hayır” (% 49.84)*

Yağmur Çok Uzaklarda…

Üşüyorum. Hep kalabalık olan sahil yolu bomboş bu sabah. Martılar bile görünmüyor neredeyse. Bir banka oturup üstümdeki ince monta sarılıp titreyen ben varım sadece. Yağan yağmur ve her damlayı kucaklayıp içine alan deniz. Çenem kontrolsüzce titriyor bir süredir. Manasız inadı bırakıp ayağa kalkıyorum.  Bir kilometre kadar ötedeki bilindik kahveciye yürüyorum acele etmeksizin. Utanıyorum. Kapıdan içeri…Read more Yağmur Çok Uzaklarda…

Zengin olsak mutlu olur muyduk ?

“Zengin olsak mutlu olur muyduk” diye sordu bana aşinası olmadığım bir dilde. “Daha mı mutlu olurduk” demedi, sanırım mukayesesiz bir mutsuzluk vardı üzerinde. Ne zengin edebilirdim onu ne de mutlu. Kendimi de edemeyeceğim gibi. “Şart mıdır mutlu olmamız” diye yanıtladım sorusunu.   Devam etseydi sohbetimiz birkaç cümle sonrası “mümkün müdür mutluluk ?” diye sürebilirdi sözlerim. Ömrümüzü…Read more Zengin olsak mutlu olur muyduk ?

Sıradanlığımızın Teneffüs Saatleri…

Mavide arıyoruz bu mevsim huzuru.  Ya sonu görünmeyen denizlere bırakıyoruz bedenlerimizi, ya da yeşilin içinde yol bulan ırmaklara salıyoruz ruhumuzu. Akan suya hayran bakışlarımızla, akıp giden hayata dair endişelerimizi unutuyoruz üç beş günlüğüne dahi olsa.  Sere serpe uzandığımız kumsallarda seyrediyoruz kaygısızca çevremizi. İnsanlar değil gözümüzün gördüğü, deniz, kum, güneş, ağaç, orman , ırmak hasılı insanı…Read more Sıradanlığımızın Teneffüs Saatleri…

Vukuu, şüyuundan beter

Şüyuu vukuundan beter deyimi, bir şeyin söylentisinin gerçeğinden kötü olduğunu ifade eder. O melun gecede gördüklerimiz deyimi tersten okuttu bize, anladık ki yaşadığımız vaka, yıllardır dolaşan şayiasından betermiş. Nüfusun % 90’ı 1960 darbesini yaşamadı, ülkenin başbakanının darağacındaki resimlerini gördü sadece.   %80’e yakını 1971’den sonra doğdu, ders kitaplarında yazmıyordu askerin muhtırası, öğrenemedi. O yılları hep seksen…Read more Vukuu, şüyuundan beter

Bir meydana kurban ettik parkımızı

Ağaca seslenerek der ki şair; Fakat eğer sen Bizimle beraber Kaydırak oynamasını bilseydin Seni daha çok severdim. Beton kaydıraklar vardı çocukken oyun oynadığımız parkta.  Az ötelerinde at kestanesi ağacı, berisinde ıhlamur, aşağısında çam. Gelip ne kaydıraktan kaydılar bizimle, ne salıncağa bindiler yahut da tahterevalli de karşımıza oturmuşlukları  yoktur bir kez olsun bile. Yine de, saklambaçlarımızda…Read more Bir meydana kurban ettik parkımızı

“Biz Romanya Değiliz”

Geçenlerde sevdiğim bir arkadaşım facebook’unda paylaşmıştı sanırım, “ABD de seçim sonucu ekonomik ve politik olarak dünyayı ilgilendirdiğinden biz de bu seçimlerde oy kullanmalıyız.” mealinde bir cümleyi. Böyle bir olanak olsa, dünyanın geri kalanının seçimlere ABD seçmeninden daha yoğun katılım göstereceği muhtemeldir. Oy veremeyecek olsak da önseçim sürecinin bile yeterince ilgi gördüğü aşikar.  Önceki seçimlerden farklı…Read more “Biz Romanya Değiliz”

Zarfta Değil Marifet Mazrufa Bakmak Gerek

Yazıya meftun olanların ilk göz ağrısıdır mektup.  Modern zamanın elektronik postaları gibi değildir.  Kalem illa ki kağıtla buluşmalı, mürekkep beyaz zeminde kendine yol bulmalıdır. Dili lal olsa da insanın kalemi  lafzen olabilir. Ağzından dirhemle söz dökülen, kağıda çağlayabilir. Meşe mazısından yapılan soluk mavi mürekkep, kıvamını ancak kalbin imbiğinde bulur. El dediğimiz uzvumuz vesile olur. Toprağın…Read more Zarfta Değil Marifet Mazrufa Bakmak Gerek

Mart; Kediler ve İnsanlar

Arafta kalmış bir ay gibi gelir Mart bana. Hani böyle ne kıştan ayrılabilmiş ne de bahara kavuşabilmiş misali. Kapı aralığından baharın sıcaklığını görüp de kışın soğuğunda titretmeye devam eder.  Mevsimlerin savaş meydanıdır bir nevi,  adını aldığı Mars'ın hakkını  verircesine. O Mars ki Zeus ile Hero'nun oğlu,  Yunanlı Ares'in Romalı muadili, mitolojik savaş tanrısı. Kış ile…Read more Mart; Kediler ve İnsanlar

Yaza İnat Kışı Sevmek

Çocuklar dışında bir de kışın doğanlar sever herhalde kış mevsimini. Büyüdükçe ekseriyet, yazın denizlerin beyazköpüğünü, kışın beyaz karına tercih etmeye başlar. Nostaljik özlemlerden ibaret, çerçevelere hapsolur kışın güzelliği.  Benim gibi azınlıkta kalanlar bir türlü izah edemez kışı neden sevdiklerini. Kar daha düşmeden toprağa, ayazı gelir havaya. Atkı, bere, bot, eldiven ne varsa artık, kat be…Read more Yaza İnat Kışı Sevmek